SEBAHATTİN KARACA

SEBAHATTİN KARACA

Turizmci / Yerel Tarih Araştırmacısı

Foça turizminde bitmeyen sancılar

01 Aralık 2019 - 14:27 - Güncelleme: 01 Aralık 2019 - 15:12

Bozulmaktan, yıpranmaktan ve dejenere olmaktan az da olsa kendini koruyabilmiş güzel Foça’ya, son zamanlarda Norveç’ten 10-15 kişilik grupların gelmesi ve  birer ikişer hafta kalması sevindiricidir.

Ancak 90’larda olduğu gibi, Foça’nın cadde ve sokaklarının başta İskandinav ülkelerinden olmak üzere, Avrupa’nın diğer memleketlerinden gelen turistlerle kaynadığı yıllara da, hasretliğimiz devam etmektedir.

O yıllarda başta Gulliver Reiser, Aurinko Matkat, gibi  tur operatörleri her hafta  turist dolu iki uçağı hava limanına indiriyordu. Kısa süren transferin ardından Foça’ya getiriyordu.

Özellikle Gullıver Reiser’in getirdiği turistlerin büyük bir bölümü kültür turizmi kapsamında Foça’ya geliyorlardı.

Türk insanının gelenek görenekleri, alışkanlıkları, yaşama biçimleri,Türk mutfağı gibi konularla ilgileniyorlardı. 

İlçemize gelen turistler otelleri dolduruyo, restaurantlarda harcıyor, çeşitli mekanlarda eğleniyor, alışveriş yapıyor ve bu sayede Foça kent ekonomisi, canlılık yaşıyordu.

Kent merkezindeki hareketlilik, kapanan tatil köyü kadar Foça’ya “katmadeğer” sağlıyor, kent içinde ise kalite yaratıyordu.

Bunun yanı sıra  Foça turizminin bel kemiğini oluşturuyor, aynı zamanda da sosyal ve kültürel  gelişimine katkı koyuyordu.

O yıllarda biz, Foça’da farklı ülkelerden gelen turistlerin sayesinde keyifli ve mutlu yaşıyorduk.

Oysa 60’lı yılların ortalarında, Foça ile birlikte Turizm Pilot Bölgesi seçilmiş başta Akçay olmak üzere, Kuzey Ege’de pek çok kent yaşadıkları olumsuzluklardan dolayı turizmde havlu attı.

Kendi içine dönen bu kentlerin bazıları, önce imar yönünden ikinci konutların istilasına uğradı; sonra doğal güzelliklerinin yanı sıra sahip oldukları ve kenti kent yapan diğer önemli değerlerini koruyamadı.

Turizm alanlarını amacına yönelik kullanamadı.

Dengeler turizm lehine bozuldu.

İlk turisti çeken “kent kimliği” de kayıp olunca, “Turizm Pilot Bölgesi” olmaktan çıkartıldılar.

Turizmde ömürleri kısa sürdü.

Kuzey Ege bölgesi bu olumsuzlukları yaşarken, aynı yıllarda Antalya Bölgesi’nin tamamı “Turizm Alanı” ilan edilince, Kuzey Ege için umutlar iyice söndü.

Foça’da ise durum biraz daha farklıydı. 

1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından, 1975 yılında kurulan Ege Ordu Komutanlığına bağlı olarak, Foça’da  birlikler konuşlandırıldı.

Bunun yanı sıra, Aliağa ve çevresi de başta rafineri, gemi söküm ve demir çelik üretimi olmak üzere Ağır Sanayi Bölgesi ilan edilince, 1977 yılında, Foça ve civarı da “Turizm Pilot Bölgesi” olmaktan çıkarıldı.

Ancak Foça, sahip olduğu kendi dinamikleri, doğal güzellikleri ve kısmen de bozulmamışlığı sayesinde, turizmde varlığını ve iddasını 2000’li yılların başlarına  kadar sürdürdü.

Bu tarihlerde Foça’dan tur operatörlerinin çekilmesi sonucunda, Foça turizminde gerileme dönemi başladı.

Ardından Tatil Köyü de (Club Med) talihsiz bir şekilde kapandı.

Ard arda yaşanan bu gelişmeler, Foça’nın  uluslararası turizmde alt segmente düşmesini kaçınılmaz kıldı. 

Foça’da bu ve benzer olumsuzluklara karşın ise, seçilmişlerin ya da atanmış olan  yetkililerin ortaya koydukları çabalar, girişimler, gayretler,  daha sonra ”alın yazısına” dönüşecek kötü gidişatı engelleyemedi.

İşin aslına bakılırsa

İşin aslı elbette bununla da sınırlı değildi.

Mesela Foça’da, bu uğurda fazla bir şey yapmaya gerek duymayan, sadece Tatil Köyünün varlığıyla yetinen yöneticiler oldu.

Halbuki Foça için milad olan tatil köyünün yapılışından hemen sonra, “turizmi teşvik için” onlarca adım atılabilirdi.

Hiçbir şeyin yapılmadığını söylemek haksızlık olur. Elbette yapıldı. Ama yapılanlar devede kulak misali “Foça’da büyük turizm atağı” için yeterli gelmedi.

Oysa konut yapımı için nasıl da ön ayak olunmuştu.

Tatil köyünün giriş kapısından, Çan Dede’nin tepelerine kadar her yer konut için imara açıldı. Bu bağlamda kentimiz %300 büyürken, planda turizme ayrılan alanların maalesef % 5 kadar bile olmaması, büyük talihsizliktir.

Elbette konuta da ihtiyaç vardı. Evlenen gençler konut bulmakta zorlanıyordu, yapılmalıydı.  Ancak bunu yaparken;

  1. Turizmi de teşvik için en azından 30 -40 yıllık ihtiyacı giderecek kadar turizm alanları bu plana yerleştirilmeliydi.
  2. 70’lerde yapımına başlanarak 1980  sonunda devreye giren imar planı vardı. Bu planda Yeşil Tepe’nin Kuzey’inden Tatil köyü’nün girişine kadar uzanan  sahil kıyısındaki  koyların tamamı turizm alanıydı. Foça turizmi için çok önemli olan bu koyların yarıdan çok fazlasını ikinci konutların pençesinden korunmalıydı.

Hele hele 1.Mersinaki bunun en güzel örneğini temsil eder. Sırası gelmişken söyleyim; şayet sit alanı ilan edilmeseydi, büyük bir ihtimalle Yeşiltepe ve devamındaki yarım adanın (İngiliz Burnu) tamamı muhtemelen konutlarla dolmuş ve belki de İncir Adası da nasibini almış olacaktı.

Bunun yanı sıra turizm için başkaca olumsuz şeyler de yok değil. Mesela,Foça mimarisinin zenginliğini temsil eden taş evlerin, büyük  bir bölümünün yıkımı ve tescilden düşürülmesi turizm açısından yanlış olmuştur.

Yanlışın daha da büyüğü  bunun Belediyenin teşvikiyle yapılmış olmasıdır.

Ardından yıkılan taş evlerin yerine bahçesiyle birlikte büyüyen arsaya apatman daireleri dikilmesi kentin tarihine ve turizmine verilmiş en ağır zarardır.

 Aradan epey bir zaman geçtikten sonra işin farkına varılmış ve hemen geriye rucu edilmiştir.

Şimdilerde ise tarihi değeri olan ve onarılan her bir taş evin kapısına, Belediye şilt asıyor ve teşekkür ediyor.

O dönemlerde yaşanmışlıklara bakıldığında “Turizmde Başarıya Giden Yolun açılması” için  bazı yöneticilerin konu ile ilgili olarak hiç de  yanıp tutuşmadığı görülür.

Kısır Döngü İçinde Havanda Su Dövmek.!

Kent yaşamı ve aynı zamanda turizm için de önemli olan parlak yatırımlar, 90’lı yıllarda geldi. 

Belediyenin teşvikiyle yapılan 350 yataklı 4 yıldızlı bir otel ile kanalizasyon ve arıtma  Foça’ya değer kattı ama yeterli olmadı.

Bunun dışında park, bahçe, meydan, sahil bandı, çarşı içi ve Karakum Plajı gibi  yerler düzenlendi. Ancak bunlardan bazıları, turistik olmayan kentler için de  yapılması gereken, kent insanının yaşama standartlarını arttıran yatırımlardı.

Oysa turistik bir ilçede  Turizmin teşvik edilmesi, geliştirilmesi, kalıcılığının sağlanması  çok önemlidir.  Bu işi Turizm Bakanlığı, Bakanlar Kurulu ya da İlgili Belediye Başkanlığı yapar.

Turizmin Foça’ya has  gelişimini teşvik için, imar planının yapılamamasının  bedelini, Foça  uluslararası turizmde  bir segment aşağı düşerek ödemiştir.

Turizm sadece İmar planlarıyla teşvik edilmez. Onun yanı sıra aslına ve amacına uygun olarak mesela Su ve Dalış Turizmi, Tarih ve Kültür Turizmi, İnanç ve Spor Turizmi ve hatta bazı dönemlerde Av Turizminin bile teşviki yapılmalıydı.

Ama olmadı olamadı.

Turizm haftalarında ya da bu uğurda yapılmış oturumlarda konuşulanlar ise sadece dilek ve temennilerde kalmıştır.

Bu bağlamda “Foça’da  Turizminin  Gelişmesi için” ilgililerin yeteri kadar destek verdiğini, çaba gösterdiğini; uzun vadeli ve  hedefi belli olan kalıcı planlar yaptığını görmek en başta turizm sektör temsilcilerinin ve çalışanlarının en büyük beklentisidir.

Biz, Foça’da faaliyet gösteren turizmciler olarak, 30 yıldır süregelen Koruma Amaçlı İmar Planının bir an önce bitmesini ve gerçekten içinde de turizmi teşvik eden “Plan Dip Notların” olmasını canı yürekten görmek istiyoruz.

Aksi taktirde Foça’da turizmin ağır aksak da olsa sürdürülmesi işi, özel teşebbüsün gayretine, vizyonuna, cesaretine yeteneğine ve yatırım gücüne kalmıştır.

Olup Biten Her şeye  Rağmen Foça,  Gizli Bir Çekim Gücüne Hala Sahiptir.

Her zaman, her yerde söyledim durdum. Yorulmadan usanmadan yıllarca da  yazdım. Bozulmuş, çarpık gelişmiş ve kendisine rakip olan diğer bazı turistik ilçelere göre Foça, sahip olduğu sayısız değerleri ile hep avantajlı  durumdaydı.

Bu gün de hala öyle. Kitap sayfalarını dolduran üç bin yıllık tarih Foça’nın dışında kaç tane turistik ilçede var?

Küçükdeniz’in güzelliği, Büyükdeniz’in rahatlığı ve verdiği huzur hiç bir yerde yok. Bunları unutmamak, korumak, kollamak ve buraları daha iyi değerlendirmek lazım.

Bu manada özellikle Küçükdeniz’de konuklarımızın daha rahat dolaşımı için acilen eylem planı gerekmektedir.  

Var olan Zabıta Yönetmeliği ile, hanutculuğa hiçbir iş dalında asla izin verilmemelidir. Aynı çerçevede görsel ve gürültü kirliliğine müsamaha edilmemelidir.

Mitolojide deniz kızı, tayfa, bal mumu hikayesi ile adı geçen Siren Kayalıklarını başka nerede görmek mümkün?

Ziyaretçileri, bu hususta bilgilendirmek  ve hatta görmelerini sağlamak için, ilgili  Şehircilik ve Çevre Müdürlüğü ile birlikte “ Sit Kurallarına Uygun” turlar düzenlemek Foça Turizmine çeşitlilik kazandırır, fayda sağlar.

Sur Duvarları, Beş Kapılar, Kale İçi, Osmanlı Mezarı, Pers mezarı, Arkaik Heredot Duvarı’nı iyi bir  tanıtımla, yönlendirme ile yeniden öne çıkarmak ve  temizliğini sağlamak gerek.

Çevresi düzenlenmiş, biraz da onarılmış Su Kemerleri “devir daim” yapan su ile buluşturulup, yaşanılır hale getirildiğinde, mahalleye çok büyük değer katar.

Çifte Kayalar’dan ve Yel Değirmenleri’nden, muhteşem Foça Manzarasını seyir için düzenleme yapmak kaçınılmazdır.

Ortaçağ’da 1307 yılında kurulmuş, şap madeni ile meşhur olmuş, tüm Avrupa’da adından söz ettirmiş Yeni Foça Merkezi (Foglıa Nuova)  ve tarihi aynı dönemlere kadar uzanan Kozbeyli, Foça Turizmi için ayrı ayrı önem arz etmektedir.

Bütün bu değerlerimizi daha kısa sürede daha çok gün ışığına çıkartmak şüphesiz Foça Turizmine yeniden ivme kazandırır.

Hal böyle olduğunda Foça kendisine, Dünya Turizm Arenası’nda her daim yer bulur.

Yeter ki birinci ve ikinci dereceden yetkililer ve görevliler ile özel sektör temsilcileri bir araya gelsinler. Her yönden Foça’da turizmin gelişmesinin önünü açsınlar.

Daha da önemlisi kalıcılığını sağlamak üzere el ele, omuz omuza yürek yüreğe versinler.

Ardından uzun vadeli planlar yapmaya ve uygulamaya muktedir olsunlar. 

 

Sebahattin Karaca

sebahattinkaraca35@hotmail.com                    

www.sebahattinkaraca.com 

Son Yazılar