TÜRKİYE'NİN KÜRT SORUNU RAPORLARI VE ÇÖZÜM ARAYIŞLARI
Elbette PKK ülkemiz için ciddi bir sorun. Ancak ülkemizde liderlere "Kürt Sorunu" başlığı altında 1930'lu yıllardan başlayıp 2000'li yıllara kadar onlarca rapor hazırlandı. Bunlardan üç tanesi özellikle dikkat çekici:
İSMET İNÖNÜ'NÜN KÜRT RAPORU
Bu raporlardan en önemli olanı, dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün 1935 yılında hazırlayıp Atatürk'e sunduğu "Kürt Raporu"dur. Ayrıca 1925'ten 1940'lı yıllara kadar Ziya Gökalp'in "Kürt Aşiretlerini Tetkikler" adlı araştırmasının yanı sıra dönemin vali, asker, müfettiş ve nihayetinde dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile Başbakan İsmet İnönü'nün hazırlattığı raporlar da bulunmaktadır. Hatta İktisat Bakanı Celal Bayar'ın bu konuda hazırladığı "Şark Raporu" da mevcuttur.
1990'LI YILLARDA HIZLANAN RAPOR ÇALIŞMALARI
Elli yıl boyunca bu konuda bir çalışma yapılmazken, 1990'lı yıllarda rapor çalışmaları tekrar hızlanmaya başladı. Bu raporlar arasında ikinci derecede önemli olanı, 1991 yılında dönemin Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Mehmet Metiner'e hazırlatıp genel başkanı Erbakan'a sunduğu rapordur. Bu rapor, Siyasal İslami hareketin bakış açısını yansıtması açısından çok önemlidir. Erdoğan'ın hazırlattığı rapordan sonra 90'lı yıllarda sorunu demokratik bir çerçevede çözme gayreti ile hazırlanan; 1990 SHP raporu, 1992 Adnan Kahveci Raporu, 1993 ANAP ve Türk-İş raporu, TOBB'un Doğu Ergil'e hazırlattığı rapor, 1995 yılında Hak-İş raporu, 1996 ve 1997 TÜSİAD raporları bulunmaktadır.
SAKIP SABANCI'NIN "DOĞU ANADOLU RAPORU"
Üçüncü öneme sahip olan ise 1995 yılında Sakıp Sabancı'nın yine Doğu Ergil'e hazırlattığı "Doğu Anadolu Raporu"dur. 1998 ve 2002 CHP raporları ile 1999 TÜSİAD Raporu da diğer raporlar arasında yer almaktadır. Elbette, 1995 yılında Sakıp Sabancı'nın Doğu Ergil'e hazırlattığı rapor çok tartışma yaratmıştı. Sabancı, rapor sonrası "Bu sorunu sadece orada fabrikalar kurarak çözmeyiz" demişti. Bu rapor, o dönem MHP'nin kurucu lideri Alparslan Türkeş tarafından çok sert şekilde eleştirilmiş ve "çizmeyi aşmak" olarak nitelendirilmişti.
ÇÖZÜM SÜREÇLERİ VE SON GELİŞMELER
Ülkemizde raporlar dışında sorunu çözmek için atılan en önemli adım, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti kadrolarınca 2010 yılı başında uygulanan açılım süreciydi. Ancak bu süreç başarılı olamadı ve ülkemize faturası çok ağır oldu. Açılım süreci, hendekler ile sabote edilerek terör faaliyetleri ülke içinde çok daha şiddetli bir şekilde yeniden başladı.
Bu noktadan sonra;
- "Türkiye'yi terörden arındırma" sürecinde ne olur?
- Kurulacak komisyonda hangi kararlar alınır?
- Neler yapılır?
Bir DEM milletvekilinin söylediği söz çok ilginç: "Bu süreçte devlete güveniyoruz" demesi, yıllarca yıkmak için mücadele ettikleri devlete bakış açılarının bu derece değişmesi oldukça dikkate değer bir gelişmedir.
HAMDİ ULUKAYA VE FENERBAHÇE SPONSORLUĞU: BİR İŞARET Mİ?
Tüm bunlar devam ederken, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç'un açıklaması dikkat çekti. Fenerbahçe'nin bu yıl 120 milyon avroya, ABD'de ticari yaşamını sürdüren bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da olan, CHOBANİ markası altında yoğurt üreten ve 2,5 milyar dolara yakın bir serveti bulunan Hamdi Ulukaya'nın, 120 milyon avro ile 5+5 yıllığına Fenerbahçe Futbol Kulübünün hem forma hem de stat ismine sponsor olması gündeme geldi.
Hamdi Ulukaya, 1973 Erzincan İliç doğumlu bir iş insanıdır. 2005 yılında eğitimi sonrası ABD'de süt işine girdi. Ailesi de uzun yıllardır bu işi yapmaktadır. Chobani markası ile ürettiği doğal yoğurtlar çok tutuldu ve bugünlere geldi.
Bugün Fenerbahçe Divan Toplantısı'nda da gündeme gelen sponsorluk konusunda açıklama yapan Ali Koç, Hamdi Ulukaya'ya teşekkür ederek şunları söyledi: "Buradan Hamdi Ulukaya'ya teşekkürlerimizi iletiyorum. ABD'de sıfırdan başlayıp Chobani'yi dünyanın en önemli markalarından birisi haline getirdi. Ülkemiz adına attığı her adım bizim için gurur kaynağıdır. Ülkemize ve insanımıza verdiği katkılarla örnek bir isim. Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından şahsen yaptığı ve ABD'deki iş dünyasından topladığı 100 milyon dolarlık yardım takdire şayandır. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük sponsorluk sözleşmesini yaptığımızı büyük bir gururla ilan ediyoruz. Bundan sonra stadımızın ismi Chobani Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi olacak."
Ulukaya'nın sponsorluk anlaşması, bence planlanan açılım süreci için önemli ve bilinçli atılmış bir adımdır. On yıl önce CNN kanalına ABD'de mülakat veren Hamdi Ulukaya'nın "Türkiye'den ayrılmasının gerekçesi Kürt olmam ve Kürtlerin haklarını savunuyor olmam" demesi çok inandırıcı değildir ki üzerinden uzun yıllar geçmiştir.
Önümüzdeki günlerde daha önemli gelişmeler olabilir.
RIDVAN KARAPEHLİVAN
Yorumlar
Kalan Karakter: