PROF. DR. İBRAHİM ORTAŞ

PROF. DR. İBRAHİM ORTAŞ

iortas@cu.edu.tr

Korona Virüs Yalnızca Bir Sağlık Sorunu mu?

25 Mayıs 2020 - 16:58

Kovid-19 veya Korona Virüs Gribinin Gösterdikleri:

Dünyada ve ülkemizde yaşanan son korona virüs yalnızca sağlık yönünden değil aynı zamanda toplumsal ve ülkelerin devlet politikalarının yukarıdan aşağıya örgütlenme boyutu ile doğrudan ilişkilidir.

Çin’den başlayıp hızla dünyaya yayılması ve ülkelerin virüse karşı sahip oldukları sağlık sistemi alt yapısı ve alınan önlemlere bağlı olarak farklı şekilde etkilendiler.

Başta İngiltere ve Brezilya devlet başkanlarının virüsün salgın etkisini başlangıçta dikkate alamamaları ve sonradan çok sayıda insanın ölümüne neden olmaları halen tartışılmakta ve tartışılması da gerekiyor.

Bekli de sorunların bu boyutunun çözülmesi diğer önlemlerin kolay alınmasını sağlayacaktır.

Dünya Sağlık Örgütü ve devletlerin sınırlı ölçüde açıkladığı veriler üzerinden bir takım önlemler alınıyor ve çözüm önerileri geliştiriliyor.

Korona virüs konusunda son 5 ayda dünyada yazılanların önemli bir kısmı tıp alanında veriye dayalı olarak virüsü tanıma ve hastalığı alt etmeye yönelik.

Konunun sosyal ve geleceğe yönelik tanımlanması ve konuşulması çoğunlukla geçici yaklaşımlar gibidir.

Bugün aşı ve ilaç bulunsun ve sorun bitsin tarzı çözüm önerileri de birçok konuda olduğu gibi hemen unutulup gidecektir.

Korona virüs gibi doğal olan ve kontrol edilebilir ve de sürdürülebilirliği olan bir konuda başta devletler olmak üzere bütün ilgili tarafların öngörülü ve halk sağlığı konusunda hazırlıklı olunması gerekir.

Bu da ülke(nin)lerin ilgili kuruluşlarının geleceğe yönelik olarak bu tür sorunlar ile nasıl baş edilir veya çözüm öneri yapılanmalıdır?

Dünyanın son beş aylık önemli tecrübelerinden biri de devletlerin kendi içinde örgütlenme sorusu can alıcı nitelikteki politikaları ile belirlenmesi gerektirdiğidir.

Konu bir tek ülkenin değil bütün ülkelerin koordineli olarak birbiriyle işbirliği ve uyum içinde virüsle mücadele etmesi gereken sorunudur. 

Bir Arap atasözü "Mani zail olunca memnu adet eder" yani "engel ortadan kalkınca olması gereken olur" şeklindeki ifadesi korkarım bir kez daha yaşanır.

Türkçesiyle söylersek ekoloji gözü ile "Kaza geliyorum" dedi.

Sosyal planlama ve politikalardan uzaklaşılınca başımıza neler geleceğini gördük.

Korona Virüs ve Organize Olabilmenin Önemi

Temel sorun bu ülkemizde ve dünyada yalnız korona virüs değil diğer iklim değişimleri, deprem ve birçok olası risk sorunlarında da yarınlara hazır mıyız?

Var olan kamu kurumları başta sağlık, tarım, orman, veterinerlik, çevre, meteoroloji, bayındırlık ve diğer kurumların hazırlıkları ne durumdadır?

Ülkenin uzun ve kısa vadeli öngörüsünü çizecek son sağlık bilim kurulu gibi bilim kurulları ve ilgili birimleri var mı?

Stratejik düşünen, araştırma ve planlama kurumları var mı?

Bu konudaki örgütlenme modelleri nedir?

Bugün bütün dünyada örgütlenme modelini kuramayan ülkeler gelişmemiş ülkeler imajını vermektedirler.

Gelişmiş toplumlar bu konudaki modellemesi soruna bütünsellik içinde bakabilmesi nedeniyle riskleri daha kolay yönetmektedirler.

Kriz Doğru Politika İle İyi Yönetilmelidir

Korona virüs aslında doğal bir afet değil, küresel düzeyde beslenme, bağışıklık sistemi sağlık gibi bütünlüklü bir tür sosyal bir felaketi göstermektedir.

Sosyal planlama ve kalkınma programlarının unutulması, her alanda büyük sorun yumaklarını oluşturmaktadır.

Virüsün insana bulaşma şeklinin canlıların yaşam alanlarının daralması, gıda güvencesinin azalması ve bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucunda virüs insan organizmasında kendine yaşam alanı aramak zorunda kalmaktadır.

Virüsten yaşamını yitirenler, genelde gelişmiş ülkelerin yaşlıları, azınlıklar, göçmenler, siyahiler, yoksullar ve nüfusun yüksek olduğu alanların tamamını kapsamaktadır. Bu durum sosyal sorunların temelini oluşturmaktadır.

Günümüzde bütün dünyaya dayatılan üç temel kavrama çok dikkat etmek gerekiyor:

 1-Deregülasyon (sosyal düzenlemeden ve planlamadan vaz geçilmesi, kamu hizmetlerine varıncaya kadar her şeyin özelleştirilmesi vb.)

 2-Rekabet (ücretlerin ve işlerin seyrekleştirilmesi, esnek ücretlendirme, bir başka deyişle personelin azaltılması ve ücretlerin kısılması),

 3-Küreselleşme (Bir başka adla neoliberalizm- yeni yayılmacılık).
 
Korona virüs salgınında bu üçünün etkisini başta batının gelişmiş ülkeleri yaşadılar.  

Tabii korona virüs salgınında batının çoğu ülkeleri özel sağlık sigortası olmayanlar ve yaşlı nüfusunun yeterli sağlık hizmeti almamasından dolayı çok iyi bir sınav veremediği bilinen bir gerçektir.

Yaşananlardan Ders Çıkararak Gerekir

Bu günlerde "Kamu Personeli Rejimi" düzenlemeleri bunun son göstergelerinden biri.

Ülkemizde Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan kamu iktisadı kumlarından olan Zirai Mücadele ve Aşı Enstitüleri ne yazık ki özelleştirme politikalar koşulları altında kapatılıyor, personeller muhtemelen başka kurmalara aktarılmıştır ancak kaynakları ne oldu bilmiyoruz.

2006 yılında yaşanan kuş gribinde aşı üretiminin gerekliliği ve önemi vurgulanmıştı. Fakat o dönemde aşı enstitüsü ünitelerinin dağıtılması gündem gelmişti. 

Ancak son korona virüs sonrası ülkemiz yeniden konunun önemini fark etti ve aşı geliştirmek için veya yenisini açmak için çaba sarf etmektedir.

Yalnız aşı değil doğal felaketlere karşı endemik bitki ve hayvan varlığının ve bağışıklığımızı güçlendirecek canlı varlıklarını da korumamız gerekir.

Bu arada ülkemizin yerli bitki örtüsü ve doğal zenginliklerinin korunması içinde öngörümüzün olması ve koşulların iyileştirmesi için araştırmaların yapılması gerekir.

Yarın mercimek, nohut, patates, mısır, buğday, pamuk, üzüm, zeytin, narenciye, kayısı, incir tohum, anaç ilaç, aşı vb. enstitüleri, araştırmaları, planlamaları vb. gibi alanlarda da büyük sıkıntılarla karşılaşmamak için daha fazla olanakların yaratılması önemlidir.

Yerli anaç ve türlerin yok edilmesinin, araştırma enstitülerinin kapatılmasının faturaları, çok ağır bir şekilde hem dışa bağımlılık, hem de daha kötüsü "çaresizlik" ve "yok oluş" durumuna getirebilir. Bir coğrafyayı ve onun üstünde yaşan toplumları zora sokabilir.

Bugün dışarıdan buğday, saman, mercimek, ayçiçeği almaktayız.

Bağlarda yaşanan ve sadece asmada görülen folkestra virüsü sonrası ülkemizdeki bağcılık önemli ölçüde yok oldu. Ayrıca Amerikan kıtasındaki kestane kanseri bile önemli ölçüde gıda güvenliği ve güvencesi sorunudur.

Ayrıca salgın hastalıkların en çok etkilediği kalabalık kentler ve bunun göç ile ilişkisi ve doğrudan kırsal kalkınma sorununu öne çıkmaktadır.

Sorun bu bağlamda bir halk sağlığı, örgütlenme, bir bütün olarak da sosyal planlama süreçlerini içermektedir.

Kırsal kalkınma tarım-sanayi-hizmet sektörünün bir bütün olarak ekonomik ve sosyal politikaları ekseninde ciddiyetle masaya yatırılarak tartışılması, kent kırsal nüfus dengesinin kurulması bakımından önemlidir.

Sosyal sorunlar ve felaketler, iklim değişimleri ve beklenen büyük İstanbul depremi, vb. vakaları sürekli akıllardan çıkarmamak gerekir.

Son yıllarda arttığı belirtilen veremler, diğer salgınlar vb. cehalet, yoksulluk, terör... gibi birçok konu hep aynı sosyal politikalar ekseninde sorun olarak görülmelidir.

Kamucu Sosyal Politikaların Uygulanması Salgın Dönemlerinin Önleyici Panzehiridir

Sosyal politikalarda ve öngörülerde yanlışlıklar yapılınca sorunlar artarak gelişmektedir.

Korona virüs sonrası daha da yükselen işsizlik dâhil ekonomideki neoliberal politikalar ile ilişkilerinin bütün dünyada yeniden ele alınması gerekir.

 Anayasamızdaki sosyal devlet ilkesi bütünlüklü olarak ele alınması çözümüne katkıda bulunabilir.

Ülkemiz bu salgın sürecinde geçmişte ülkemizin sahip olduğu sağlıkta sosyalizasyon hizmetleri gibi, sağlık ocakları, sağlık sigortası ve aile hekimliği ve halk sağlığı sistemlerinin çok yararını gördü.

Değerli Ortaçağ Sanat Tarihçisi Panofsky "Taşlara iyi bakarsan onu yapan işçileri bile bulabilirsin. Bütün kiliseler döneminin bakışını yansıtıyor “diyordu.

Virüs Dünyanın ve Türkiye'nin sağlık, halk sağlığı ve sosyal politikalarda nerede olduğunu bize gösteriyor.

Ne yazık ki, bir tek biz değil, bütün dünya olarak çok ciddi kamu sağlığı alnındaki yanlışlarla karşı karşıyayız.

Bakmasını bilmek bile gerekmiyor, batıda para ve kar güdüsü ile yönetilen sağlığın can kaybına neden olduğunu görmek vicdanları sızlattı.

Bugün itibarı ile karşılaştığı birçok konuda gelişmiş bir devlet görüntüsü sergilemekten uzak görülüyor.

Bununda birçok eğitim, ekonomik, sosyal nedeni bulunmaktadır.

Bunların başında organize olamama, devletin öngörülü hazırlığının olmaması ve daha önce var olan kurumlarına sahip çıkmaması ve durumdan vazife çıkaramaması gibi temel nedenler yatmaktadır.

Ancak benim gördüğüm sorunların başında en ciddi sorun program ve organize olamama sorunu gelmektedir.     

Bütün bunların nedenini eğitim sistemimizin bütünsel yaklaşım eksikliği olarak görüyorum. İnşallah virüsten kurtulduktan sonra bilim kurulu anlayışı ile bütünlüklü bir analiz yapıp yola daha gerçekçi yaklaşım ve planlama ile devam etmemiz gerekiyor.

 Prof. Dr. İbrahim Ortaş / Korona Günlüğü /  25 Mayıs 2020 / Adana