Skor 2-2, Medeniyet 1-0
Futbolla pek aram olmasa da eşim Hasan tam bir futbolsever olduğu için dolaylı yoldan gündemi takip ediyorum. Dün gece Hollanda-Japonya maçı vardı. Hasan ekran başında maçı dikkatle izlerken, ben de çayımı yudumluyor hem de onun analizlerini dinliyordum. Maç sonunda Hasan’ın dikkatimi çektiği bir detay, kendi çapımda biraz araştırma yapmama vesile oldu. Fark ettim ki, futbol organizasyonlarında skorun ötesinde çok daha anlamlı şeyler de yaşanabiliyormuş.
Japonya ile Hollanda arasında oynanan 2-2’lik eşitlik, yeşil sahada pek çok hikâye bırakmıştır muhakkak...
Ancak asıl hikâye maçın bitiş düdüğüyle birlikte tribünlerde yazılmaya başlandı.
Öyle ki bugün Dünya basını ve sporseverler, sahadaki skor yerine Japon taraftarların ellerindeki mavi poşetlerle sergilediği sessiz ama etkileyici eylemi konuşuyor.
Japon Ulusal Takımı güçlü bir rakip karşısında kritik bir puan almıştı; fakat Japon futbolseverler stadyumu kutlamalarla terk etmek yerine, her koltuğu ve her koridoru titizlikle temizleyene kadar orada kaldılar. Ve bu manzara ne sıradan bir temizlik faaliyeti ne de tek seferlik bir jest...
Öğrendim ki bu davranış, Japonlar için bir onur meselesiymiş. Oyunculara, rakip taraftarlara ve stadyuma duydukları derin minnetin bir ifadesiymiş.
Peki bu kolektif disiplin nereden geliyor?
Japon temizlik kültürünü yalnızca çevrecilikle açıklamak, buzdağının sadece görünen kısmını görmek olur.
Araştırmalarımda karşıma çıkan meşhur Japon atasözü her şeyi özetliyor: “Tatsu tori ato o nigosazu.”
Türkçeye “Uçan kuş arkasında iz bırakmaz” ya da “Ayrılan kuş suyunu bulandırmaz” şeklinde çevrilen bu bilgece söz, her bireyin kullandığı alanı bulduğundan daha temiz bırakması gerektiğini öğütlüyor.
Aslında bu felsefe, Japon çocuklarına ilkokul sıralarında paspas ve bez verilerek aşılanıyormuş. Birçok okulda kadrolu temizlik görevlisinin olmaması bir tasarruf önlemi değil, bilakis ahlak eğitiminin temel bir parçasıymış.
Stadyumdaki temizlik seferberliği de sınıflarını ve koridorlarını kendi temizleyen o çocukların yetişkinlikteki doğal refleksiymiş.
Madalyonun diğer yüzünde çarpıcı bir algı farkı var.
Bazı toplumlarda sıkça görülen “Benim vergimle temizlik işçisinin maaşı ödeniyor, o hâlde kirletebilirim” yaklaşımı, tüm sorumluluğu kamu hizmetine devrediyor.
Japonya’da ise “meiwaku” kavramı ön planda. Bu, başkalarına yük olmamak, kimseyi rahatsız etmemek anlamına geliyor.
Bir stadyum dolusu çöp bırakmak, Japon bilincinde görevlilere saygısızlık ve topluma karşı işlenmiş bir kusur olarak görülüyormuş.
Uzmanlar bu kolektif davranışı “havayı okumak” olarak tanımlıyor; biri temizlemeye başladığında sosyal uyum ve grup baskısıyla diğerleri de doğal olarak katılıyormuş.
Niyet ne olursa olsun, sonuç dünya çapında hayranlık uyandırıyor.
Fark ettim ki bu disiplin sadece tribünlerle de sınırlı değil.
Japon ulusal takımı da Hollanda maçının ardından soyunma odasını taraftarları gibi pırıl pırıl bırakarak oradan ayrılmış.
Sokaklardaki kutlamalar ise ayrı bir medeniyet tablosu...
Binlerce taraftar, yaya geçitlerinde eğlenmek için yeşil ışığın yanmasını bekliyor; yeşil yandığında coşkuyla tezahürat yapıyor, kırmızı yandığında ise saniyeler içinde kenara çekilip trafiğe yol veriyor.
Başkalarının hakkını gasp etmeden eğlenebilmek, medeniyetin en güzel yansımalarından biri değilse nedir?
Bazı eleştirmenler bu davranışı “kameralara karşı gösteri” olarak nitelese de, geleneğin 1998 Fransa Dünya Kupası’ndan beri istisnasız sürmesi samimiyetini yeterince kanıtlıyor.
Üstelik bu “yumuşak güç”, diğer uluslara da sirayet etmeye başlamış.
Kolombiya ve Senegal taraftarlarının da benzer temizlik hareketlerine girişmesi, Japonya’nın dünyaya ihraç ettiği en değerli ürünün teknoloji değil, bu etik duruş olduğunu gösteriyor.
Netice itibarıyla Japon taraftarların mavi poşetleri, bize stadyumlardan çok daha büyük bir şeyi, “birlikte yaşama sanatı”nı hatırlatıyor.
Kendi çöpünü toplamak, başkasının işini kolaylaştırmak ve ayrıldığı yerde tertemiz bir iz bırakmak, küçümsenecek bir detay değil; bir toplumun ruhunu yansıtan en büyük aynadır.
Birileri skor tabelasındaki sayılara odaklanırken onlar, nezaket ve disiplinin her şeyden daha değerli olduğunu hem de her seferinde gözler önüne seriyor.
Şimdi kendimize sormak zorundayız: Bir yerden ayrılırken arkamızda bıraktığımız şey sadece çöp mü, yoksa kaybedilmiş bir medeniyet bilinci mi?
Japonya sadece futbol maçı oynamıyor; her turnuvada dünyayı daha temiz ve daha saygılı bir yer hâline getirmek için hepimize sessiz bir meydan okuma sunuyor. Bu meydan okumaya kulak vermeye hazır mıyız?
NECLA KETENCİ ESER
Yorumlar
Kalan Karakter: