İSMAİL HAKKI ERGÜN

İSMAİL HAKKI ERGÜN

Gazeteci

Türkiye'nin küçük İstanbul'u Aliağa ve proletarya 

30 Eylül 2020 - 14:47

Aliağa,1960 yılına kadar ekonomisini tarım ağırlıklı sürdüren tipik bir taşra kasabaydı.

1961 Anayasası gereğince "Ağır Sanayi Bölgesi" olarak kabul edilen Aliağa'da, 1970'lerden itibaren sanayi yoğunluklu ekonomiye dayalı bir süreç başladı.  

Petrokimya sanayinin kurulması ile hızla kabuk değiştiren Aliağa, sanayi sektörünün lokomotif şehirlerinden biri oldu. 

Aliağa'da Petkim-Tüpraş ile başlayan sanayileşme süreci, Demir-Çelik fabrikalarıyla gelişti. 

SOCAR Türkiye tarafından 2018'de açılan STAR Rafinerisi de Aliağa'nın sanayide nirvanaya ulaşması niteliğindeydi.

Aliağa'da ağır sanayinin etkileşimi niteliğinde olan gemi geri dönüşüm, denizcilik, lojistik, nakliye, liman ve imalat gibi birçok sektör var. 

Özellikle de ülke yatırımcıları için cazibe merkezi haline gelen ALOSBİ, Aliağa'nın değerine değer katan zenginliklerinden...

Evet, buraya kadar her şey çok güzel...

Fakat Aliağa'daki bu büyük değişim ve gelişimin sosyo-ekonomik yönden etkileşimleri de olmadı değil. 

Aliağa'daki sanayileşmeyle doğal olarak nüfus yoğunluğunu da beraberinde getirdi. 

Aliağa'nın her şeyden önce demografik yapısı değişti, ama bu farklı bir analiz konusudur. 

Aliağa, uzun yıllardır yurdun dört bir yanından göç alıyor. 

Aliağa'da çalışmak ve hayatını sürdürmek isteyen insanların burada yaşadığı ilk sorun barınma/konut oluyor.  

Bu nedenledir ki Aliağa'nın gündüz ve gece nüfusu farklıdır; muhtelif nedenlerden dolayı Aliağa'da ikamet edemeyen insanlar, İzmir'in farklı ilçelerinde yaşamak zorunda kalıyor.

Bu en çok da Aliağa Belediyesi'ni etkiliyor; çünkü Aliağa'da yaşayan gerçek nüfusla, resmi kayıtlardaki nüfus arasında dağlar var. Bu da Aliağa'nın devletten aldığı yardımın adil olmadığı anlamına geliyor. 

Aliağa Ticaret Odası Meclis Başkanı Adnan Saka, yıllarca ilçede işçi evleri  kurulması gerektiğini savundu, ama kim dinledi?

Adnan Başkan'ın fikrine kaç kişi sahip çıktı?

Karabük, 1937 yılında Safranbolu'ya bağlı Öğlebeli Köyü'nün bir mahallesi konumundaydı. 3 Nisan 1937 yılında Atatürk'ün yönlendirmesiyle İsmet İnönü tarafından Karabük Demir Çelik Fabrikası'nın temeli atıldı. Ve o tarihten sonra Karabük, Türkiye'nin Demirkent'i oldu. 
 
Türkiye’de iş ve aş kenti olarak tanınan Karabük (Tıpkı Aliağa gibi) yurdun dört bir tarafından göç aldı.

Önce iş-güç sonra da ev-bark sahibi olmak isteyen insanlar Karabük'ün yolunu tuttu. 

Bakan Berat Albayrak'ın deyimiyle, burası çok önemli; Karabük'te 200 evler, 120 evler, 100 evler, 5 bin evler gibi işçilerin ailelerin ikamet edebilecekleri evler imar edildi. Burada kira öder gibi vatandaşlar ev sahibi oldu.

Peki ya Aliağa'da durum nedir? 

Tüpraş-Petkim'in haricinde lojman imkanı olan var mı? 

Aliağa'da TOKİ'nin dışında işçi sınıfına hitap eden bir alternatif yok-ki TOKİ mevcut ihtiyacın çok az bir kısmını karşılayabiliyor- 

Aliağa’da konut/ev kiraları el/cüzdan yakıyor. 

İşçi kenti Aliağa, ev kira fiyatlarında Çeşme, Kuşadası, Marmaris, Bodrum, Fethiye gibi turistik kentlerle yarışıyor.

Ana akım medya Bodrum'daki lahmacun fiyatlarıyla ilgileneceğine, keşke biraz da Aliağa'daki emekçilerin dertleriyle ilgilenebilse. 

Aliağa adeta küçük İstanbul oldu. 

ALTO Meclis Başkanı Adnan Saka’nın yıllardır tekrar ettiği önerilerini, başta sendikalar ve diğer STK'lar olmak üzere A'da Z'ye herkes dikkate almalı. 

 ###

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin  2009 yılında onayladığı "İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planı Revizyonu" için hazırlanan raporda; Aliağa Bölgesi’ndeki tarım alanları üzerine olan baskı-tehditler sıkça vurgulanmıştır: “Aliağa İlçesi’nde sanayinin yoğun olması tarıma olan eğilimi azalmakta olup, bölgede tarım ve hayvancılık giderek önemini yitirmektedir” (s.150)“DSİ sulama alanlarındaki 1. Sınıf tarım arazilerinin Büyükşehir Belediyesi Kanunundanönce onaylanan planlarla yapılaşmaya açılmış olması ilçe tarımını olumsuz yönde etkilemektedir.  Bölgede önemli bir yere sahip olan tarım potansiyeli yeterli ölçüde kullanılamamakta ve tarım alanları için yapılaşma baskısı bulunmaktadır” ” (s.151). 

Bilindiği üzere, bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Aliağa'ya gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, burada Aliağa Belediye Başkanı Sercan Acar’la birlikte Aliağalı muhtarların sorunları dinledi. 

Başkan Tunç Soyer'in  ziyaretinde, Aliağa  Belediye Başkanı Serkan Acar'ın da belirttiği gibi;  Aliağa ilçesi tarım ve hayvancılığa da elverişli bir kent.

Aliağa, istendikten sonra tarım ve hayvancılıkta da öne çıkabilir. Ne ki her iki Başkan da hayvancılık ve tarımla uğraşanlara yardımcı olacaklarını açıkladı.

Umarız lafta kalmaz!
 
Çıtak’ın nar eksisi, Şakran'ın zeytini, Karakuzu ile Kalabak’ın sütü, ve diğer  mahallerdeki üretilen tarım ürünlerine ve hayvancılığa  gerçekten sahip çıkmalı ve gelişmelerine yardımcı olunmalı. 

Neden mi?

Son yıllarda ülkeler için sanayi ve dijital sektörler öncelikli alanlar olarak öne çıkarken, Kovid-19, tarım ve hayvancılığın ekonomiler için ne derece kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

İsmail Hakkı Ergün / Aliağa Medya.com