İSMAİL HAKKI ERGÜN

İSMAİL HAKKI ERGÜN

Gazeteci

Asıl dış tehdit nedir, biliyor musunuz?

05 Aralık 2017 - 11:24

Aaah, ah...  Nerede o eski mis kokulu salatalar, domatesler?

Çocukluğumuzda ekmek arasına domates-peynir koyardık.

Onun tadı aratmazdı bize lüks restoranlardaki yemekleri.

Kaba bir tabirle, şimdilerde soframıza gelen hemen herşey 'saman' tadında. 

Eskinin şifa niyetine tüketilen gıdaları şimdilerde kanseri tetikliyor. Sebep: GDO.

Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşımın davetiyle bir tanıtım seminerine katıldım. 

Bir ara konuşmacı, "Yediğiniz meyve ve sebzelerin tadı eski tadında mı?" diye sorunca...

Her bir ağızdan tezahürat eder gibi haykırdık: "HAYIR!" 

Konuşmacı besin değerleri üzerine de sorular yöneltti. 

İlginçtir, kimseden ses çıkmadı. 

Uzman şöyle diyordu: 

"Balık tüketiyoruz. 

Peki vücudumuza sadece omega mı yüklüyoruz? 

Maalesef omega ile birlikte "civa"yı da yüklüyoruz! 

Çünkü soframıza gelen balık, Alaska'daki somun balığı değil ki,  omegayı civasız tüketelim. 

Yedimiz sebze ve meyvedeki vitamin değerlerinin düşük olması da insan sağlığını olumsuz etkiliyor. 

Bu nedenledir ki, hepimiz halsiz  ve yorgun uyanmaktan şikayetçiyiz.

Yurt dışından ithal edilen gıda takviyesi/vitaminlere o kadar çok para ödüyoruz ki..." 

Peki hiç sebep nedir diye düşündük mü?

Lise yıllarımda bana tarihimizi öğreten sevgili Hür Hocam  şunu söylerdi: Bir millet kendi tarihini, kültürünü, tarımını bilmeli ve sahip çıkmalıdır ki o milletin bağımsızlığı tehlikeye girmesin.

Sözünün doğruluğunu şimdilerde daha iyi anlıyorum. 

İddialara göre; yediğimiz gıdaların büyük kısmı İsrail tohumu ile yetiştiriliyor. Fransa, ABD ve İngiltere gibi başka ülkelerin adları da geçiyor.

Acaba  bu devletler ülkemizin bağımsızlığına karşı yaptıkları entirikaları tarım üzerinden de yapabilir mi? 
Daha net söyleyelim: Bize gönderilen tohumlar, “topraklarımızı verimsizleştirmek için” özel olarak üretiliyor olamaz mı? 

Bu şekilde neslimizi  kısırlaştırmak olamazlar mı?

Yani söz konusu tohumlar ne kadar faydalı olabilir ki milletimize?

Çocukluk zamanlarımda,  babaannemin altın saklar gibi tohum sakladığını hatırlıyorum. 

Zira ata tohumuyla elde edilen meyve-sebzelerin lezzeti unutmak mümkün mü? 

Görüntüsüne aldanıp aldığımız hormonlu meyvelerin aksine görüntüleri çok düzgün değildi.

Ama lezzetleri kıyaslanamaz bile.

Yapay tohumlar ve zirai ilaçlar topraklarımızın  verimini düşürüyor. 

Yeraltı su kaynaklarımıza zarar veriyor. 

Dolayısıyla insan sağlığı da olumsuz etkileniyor. 

Ki GDO'lu ürünlerin insan sağlığına zararı, uzmanlarca birçok kez kanıtlanmıştır.

"Yerli Tohum" kullanımda, suni tohumda olmayan  sürdürülebilirlik ilkesi esastır. 

Mazottan beli bükülen çifçilerimizin suni tohuma ödediği paralar da azınsanamaz. 

Bölgemizde, Menemen Ziraat Odamız  başta olmak üzere sivil toplum örgütlerimizin bu yönde ortaya koyduğu milli mücadeleyi takdirle karşılıyorum. 

Milletimizin bekası için çiftçilerimize yerli tohum kullanmayı teşvik ediyorlar.

Unutulmamalıdır ki... 

Yerli tohum atalarımızın bize mirasıdır ve bizden sonraki nesilere de miras kalacaktır. Sevgiyle kalın. 

İsmail Hakkı Ergün