HASAN ESER

HASAN ESER

hasaneser35@gmail.com

Sütte leke var, belediye başkanlarında yok!

28 Haziran 2020 - 14:38

Her şerde bir hayır vardır.
 
Fetullahçı Terör Örgütünün 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminde 251 şehit verdik.
 
Cenab-ı Allah, milletimize 15 Temmuz gecesini bir daha yaşatmasın.
 
15 Temmuz 2016 tarihi, Türkiye için bir milattır. Buradaki ‘Milat’ kavramını çeşitli tanımlarla sınıflandırmak/açıklamak mümkündür.
 
Son dönemde “Yargının taraflı hale geldiği”ni iddia edenler var!
 
Tespit doğrudur!
 
Türk yargısı, 15 Temmuz 2016’dan sonra devletimizden ve milletimizden yana taraf olmuştur.
 
Memleketim İzmir’den, kendi ilgi alanımdan örnek vereyim; 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde soruşturma geçiren ve mahkemelik olan belediye başkanlarına bakıyoruz.
 
Birbirinden önemli konular/iddialar üzerinden yargılanan belediye başkanlarının olduğunu görüyoruz.
 
Ne ki su kaldırır cezalar dışında neredeyse tamamının paçayı yırttığını da biliyoruz.
 
Bunun içindir ki, İzmir’de herhangi bir belediye başkanı mahkemelik olduğunda; “O işten hiçbir şey çıkmaz, hiçbir şeycik olmaz” kanaati oluşur halkta.
 
Çünkü yıllarca göz göre göre yapılanlar neticesinde, gerçekten de hiçbir şey olmamıştır kimseye.
 
Meşhur tabirle, yapanın yanına kar kalmıştır.
 
Yine kendimden örnek vereyim, 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde BİMER’e (Başbakanlık İletişim Merkezi) bazı belediye başkanlarıyla ilgili tespitlerimi ihbar ediyor ve dilekçemin altına ilgili kanun maddesi gereğince kimliğimin gizli tutulmasını talep ediyordum.
 
Artık nasıl oluyorsa, aradan daha 2 saat geçmeden şikâyet ettiğim belediye başkanı beni arıyor ve şöyle diyordu: “Benim hakkımda BİMER’e bir şikâyette bulunmuşsunuz…”
 
O dönemin belediye meclis üyeleri, ilçe başkanları, gazeteciler ve/veya duyarlı vatandaşlar, bazı belediye başkanlarının bariz açıklarını yakalıyordu. Kimi misyonu gereği Belediye Meclisinde gündeme getiriyor, kimi medya üzerinden duyuruyor, kimi de bizatihi yargıya taşıyordu tespitini/şikayetini.
 
Peki, sonuç? Sütte leke var, belediye başkanlarında yok!
 
İzmir’deki belediyelerle ilgili sıcak gelişmeleri genelde Yeni Asır ve Sabah gazetelerinden takip ederim.
 
CHP’li belediyelerden gelecek reklama ihtiyacı olmadığı için, bütün gazeteler pas geçse de bu iki gazete CHP’li belediyelerle ilgili hemen her gelişmeyi taşımaktadır sayfalarına. Tıpkı AK Parti ve MHP’li belediyelerdeki olumsuzlukları sayfalarına taşıyan Sözcü gazetesi gibi.
 
Evet, 15 Temmuz öncesinde de  Yeni Asır ve Sabah Egeli’nin gündeme getirdiği konuları okuyordum, hatta konusunda uzman olan hukukçulara da okutuyor ve soruyordum: Sonuç ne olur?
 
Cevap: “Kesin ceza alır…”
Sonuç: Sütte leke var, belediye başkanlarında yok!
 
Bir de yine 15 Temmuz öncesinde sözde bakanlık müfettişleri vardı. Bu müfettişler belediyelere gelip, günlerce inceleme yaparlardı. Hatta benim yaşadığım yerin, Foça’nın belediyesine teftiş için gelen müfettişlere, dışarıdan birileri ihbarda bulunurdu. Nerelere bakmaları gerektiği konusunda…
 
Sonuç: Sütte leke var, belediye başkanlarında yok!
 
Benimki de laf işte…
 
Nihayetinde FETÖ’nün sözde başkentinden, Altın Şehirden, İzmir’den bahsediyoruz.
 
Amma velakin…
 
Şairin dediği gibi, Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır.
 
15 Temmuz 2016’dan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı, bundan sonra da olmayacak inşallah.
 
Adliyeler, FETÖ’cü hâkim-savcılardan arındırıldı.
 
İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu, amacı dışında yönetilen belediyelere adeta nefes aldırmıyor. 
 
Artık en küçük bir bilgi kırıntısı dahi dikkate alınıyor.

Bir zamanlar belediyeleri kafalarına göre yönetenler, şimdilerde devletin nefesini enselerinde hisseder oldular.
 
Özellikle de HDP’li belediyeler, PKK terör örgütüne artık yardım ve yataklık edemiyorlar. Buna teşebbüs edenler de çok geçmeden cezasını buluyor.
 
Hal böyleyken…
 
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir özelinde bir açıklama yapıyor. Kılıçdaroğlu, “Özellikle rantın büyük olduğu İzmir'de belediye başkanlarımıza kumpas kurma girişimlerinin de olduğunu biliyoruz. Bunun dışında kumpas kurulduğunu da biliyoruz. Özellikle İstanbul'da rantı tümüyle tüketen rantiye sınıfı; İzmir'e, İzmir'in sahillerine göz dikmiş durumda. Oradaki rantı kullanmak istiyor. Belediyeler de buna izin vermeyince hükümet aracılığıyla belediyelere yargı üzerinden baskı kurulmak isteniyor” diyor.
 
Yetmiyor!
 
Anlı şanlı bir gazeteci de televizyonda yayınlanan tartışma programına çıkıp, Kılıçdaroğlu’nu destekleyen yorumlar yapıyor.
 
O gazeteciyi dinlerken, Yunus Emre -Aşkın Yolculuğu adlı Tv dizisinden bir replik geliyor aklıma:
 
“Adaletin terazisi delil ile çalışır. Biz kanaatimizle değil, ilmimizle karar veririz. Süslü sözlerle, mantık oyunlarıyla hüküm verilseydi; mahkemelerde kadılar değil, şairler, felsefeciler hüküm verirdi.”
 
Neyse ki meydan boş değil. O gazeteciye hakkettiği cevabı sevgili Zafer Şahin veriyor.  İyi ki varsınız Sayın Şahin.
 
Evet, CHP lideri Kılıçdaroğlu, İzmir’in CHP’li belediyelerine kumpas kurulduğunu iddia ediyor.
 
Sadece Kılıçdaroğlu mu?
 
İzmir’de CHP’li belediyelerden sebeplenen hemen herkes şöyle diyor: “İftira, kumpas, saldırı, vs…”
 
Allah’ın bir kulu çıkıp da "Yargıya intikal etmiş konularda yorum yapmak yargıya müdahaledir" demiyor!
 
Masumiyet karinesine işaret etmek yerine, yüce Türk Adaletini suçlayıcı ifadeler kullanılıyor.
 
Öyle ki evrensel hukukun tartışmasız ilkesidir: Bir insan mahkeme kararıyla suçu ispatlanana kadar masumdur. İşte buna da ‘masumiyet karinesi’ denir.
 
Ama menfaatlerine zarar geleceğinden endişe eden hemen herkes avazı çıktığı kadar bağırıyor: “Başkanımıza iftira atıyorlar, yalan söylüyorlar, bize kumpas kuruyorlar”
 
Tabii devletin hiç işi-gücü yok, senin belediyene kumpas kuracak.
 
Ayrıca…
 
Neymiş efendim, yapılan araştırmalarda yargıya olan güven azalmış.
 
Öyledir muhakkak! Misal, trafik polisinin de görevini en iyi şekilde yapanı değil, ceza yazmayanı iyidir.
 
Devlet yasaları eksiksiz uyguladığı sürece, bu durumun karşıt yansıması her daim olacaktır.
 
‘Belediye’ deyip geçmeyin! Belediyeler, yorulmadan para kazanabilmenin tek adresidir Türkiye’de.
 
Bunun içindir ki kızılca kıyameti koparıyorlar.
 
Maşallah Subhanallah.
 
Herkes hâkim, herkes savcı, herkes avukat, herkes hukukçu olmuş.
 
O vakit hukuk fakültelerini de kapatalım gitsin?
 
Yargısal kararları da belediyelerle iş görenler versin?
 
Mahkemeler de sosyal medyada görülsün?
 
Ne güzel ülkedir bu Türkiye.
 
İşine gelmeyen bir şey mi oldu? Bahanesi hazır: “Efendim yargı taraflı…”
 
Klişe de olsa çok anlamlı bir sözdür: Çiğ süt emmedim ki karnım ağrısın!
 
CHP’nin İzmir eski Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da 397 yıl hapis cezası istemiyle yargılanmış ve beraat etmişti.
 
Sayın Kılıçdaroğlu, gerçekten belediye başkanlarınıza güveniyorsanız, niçin “Çiğ süt emmedik ki karnımız ağrısın!” diyemiyorsunuz?
 
Niçin “Belediye başkanlarımıza güveniyorum. Yüce Türk adaletine güveniyorum. Hakimlerimize ve Savcılarımıza güveniyorum” diyemiyorsunuz?
 
TBMM kürsüsünden 17-25 Aralık yargı darbe girişiminin tellallığını yaptığınız dönemin hâkim ve savcılarına güveniyordunuz da şimdi mi güvenmiyorsunuz yargıya?
 
Nedir bu telaşınızın sebebi?
 
“Belediye başkanlarımıza güveniyorum. Zira her daim olduğu gibi, adalet er ya da geç tecelli eder, edecektir. Ayrıca değil belediye başkanımız, hata yapan babam olsa gözünün yaşına bakmam, biletini oracıkta keserim” diyebilmek çok mu zor Sayın Kılıçdaroğlu?
 
Yıllardır yazıyorum ama bir türlü derdimi anlatamıyorum. İzmir, CHP’nin sırtındaki kamburdur. İzmir’in CHP’li belediyeleri, CHP’yi iktidara giden yolda paçasından aşağıya çeken gücün ta kendisidir. Kılıçdaroğlu, İzmir’e arka çıkmakla başka şehirlerdeki belediyelerinin başarılarını da gölgelemektedir.
 
Son sözüm: Adalet istemek başka, Türk adaletini itibarsızlaştırmak için kara propaganda yapmak bambaşka bir şeydir.
Hasan Eser / Mahalli Gündem.com