HASAN ESER

HASAN ESER

hasaneser35@gmail.com
  • Youtube
  • Instagram

Foça'ya belediye başkanı olmak...

02 Şubat 2019 - 22:37 - Güncelleme: 02 Şubat 2019 - 23:14

Foça'da 1980'lerin güneşiyle bugünün çamaşırlarını kurutmaya çalışanlar var. 

Herkesi kör, alemi sersem mi sanıyorlar acaba?

Kendilerini ellerinde sihirli değnek varmış gibi anlatıyorlar. 

Nasıl olsa sorgulayan yok! O zaman atış serbest, hem de bol keseden... 

"Biz iktidara gelince şunu yapacağız, bunu getireceğiz, öyle olacak, böyle olacak…"  

Dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Kılıçdaroğlu'na sorduğu gibi insan sormadan edemiyor: Kaynak nerede?

Türkiye'de birçok belediye gibi Foça Belediyesi de borçlu. Ki, seçilecek olan yeni başkanımız Gökhan Demirağ'dan nasıl bir enkaz devir alacağını da hesaba katmalı. 

Tabii merkezi iktidar partisine yakın olmak kaynak sorununu çözebilir; ama Ankara'daki hükümet de paraları valizleyip valizleyip  gelişi güzel dağıtmıyor herhalde, öyle değil mi?

"Belediyeyi Cumhur İttifakı kazanırsa, borçlar silinir..." gibi laf ola beri gele kabilinden yorumlara da  ancak bir tarafımla gülüyorum. 

Ayrıca belediyeler arasında parti ayrımı yapılmadığını ben değil, AK Parti'liler söylüyor.

Yalan da değil, belediyesi CHP'li olmasına rağmen, AK Parti hükümetinin Foça'ya balıkçı barınağı ve yeni devlet hastanesi gibi yatırımlar yaptığını inkar edemeyiz.

Hatta ve hatta son 10 yılda AK Parti Foça İlçe Başkanlığı koltuğunda biraz daha mahir isimler olsaydı; Fransız Tatil Köyü başta olmak üzere çözüm bekleyen diğer sorunlar da sonuca ulaşabilirdi. 

Yatırım vaatlerini merkezi iktidar partisine yakınlık üzerinden refere etmek kulağa hoş geliyor; ama hükümete yakınlık üzerinden söylem geliştirenlerin, yatırımın asıl kaynağı olan büyükşehir belediyesine ne kadar uzak olduklarını da gözden kaçırmamaları gerekmez mi? 

İlaveten, büyükşehir yasası ile birlikte tüm ilçe belediyeleri gibi Foça Belediyesi'nin de idari ve mali yetkilerini  İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne devrettiğini dikkate almak gerekir. 

Demem o ki aynı partiden olmanın merkezi iktidarla mı, yoksa büyükşehir belediyesi ile mi avantaj olduğu tartışmaya açık bir konudur. 

 Foça'da yaşayan insanların belediye başkanı seçerken,  merkezi iktidara ya da büyükşehire yakınlık-uzaklık denklemi üzerinden bir değerlendirme yaptığına inanmıyorum; zira Foça halkının büyük ekseriyeti, belediye başkanından atomu parçalamasını beklemiyor. 

Foça'yı gerçekten seven insanların derdi, arzusu ve belediyeden beklentisi aşikar. 

-Çöpler zamanında toplansın. 

- Çöp konteynerleri sıklıkla dezenfekte edilsin. 

- Çevre düzenlemesi ve temizliği ihmal edilmesin. 

- Kent estetiğine son derece önem verilsin. 

- Belediye kaynakları israf edilmesin. Millet evine ekmeği zor götürürken, hiç kimse bankamatik memurluğu yapmasın. Halka nispet yapar gibi, belediyenin parasıyla her akşam bir restoranda uzun masalar kurulmasın. 

-Belediye başkanı sürekli halkla içiçe olsun. Yapamacağı sözleri vermesin. Hayır demesini bilsin. Tuvalete bile giderken siyah renkli, koyu camlı makam arabasını kullanarak insanları kendine gıcık etmesin. 

Özetle, Foçalıların öncelikli  talebi asli görevlerini ihmal etmeyen bir belediye başkanı. 

Zaten Foça turizmde mega bir ilçe olma fırsatını çoktan kaçırdı.

İyi ya da kötü olduğu görecedir. 

Nitekim yanı başımızdaki ağır sanayi, askeri bölgede oluşumuz,  SİT alanlarımızın yoğunluğu ve yıllar önce  turizm pilot belgesinden çıkarılmış olmamız Foça'yı Kuşadası, Çeşme ve Bodrum'un olduğu ligin dışında bıraktı. 

Kanaatimce iyi de oldu; çünkü buradaki toplumsal yapı Foça'nın bakir kalmasından yana. Gelişimi savunanlar da birkaç esnaftan ibaret. 

Aslında Gökhan Demirağ'ın ilk döneminde ortaya attığı 'Butik Foça' tezi doğruydu! 

Ve o tez halk nezdinde kabul görmüştü. Evet, teşhis doğruydu; ama elzem olan tedavi bir türlü gerçekleştirilemedi. 

Demirağ, belediye başkanlığına ilk defa aday olduğunda, DYP adayının (şuan MHP adayı kendisi) söylemlerine işaret ederek Foça'da korumacılığı savunuyordu.  'Korumacılık' söylemi Demirağ'ı iktidara taşıdı. Foça merkezinde ilave/yeni  yapılaşmanın olmadığı konusunda  itirazımız yok; ama Demirağ'ın kent estetiği noktasında sınıfta kalması, kendisine olan tepkiyi de ayyuka çıkardı. 

Bunları neden anlatıyorum? 

2018 yılının Eylül ayında Foça'ya yaptığı ziyaret kapsamında DHA Muhabirine konuşan Ak Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, aynen şöyle diyor: "Foça'nın muhteşem bir doğası, potansiyeli var. Buraya yatırım yapmazsanız, geliştirmezseniz insanlar 3 ay gelip tatil yapar gider."

İşte sorun da burada başlıyor. Biz de Foça'nın yerleşik halkı olarak tam da bunu istiyoruz; yani Foça'nın böyle/bakir kalmasından yanayız. 

Bu bağlamda, 31 Mart'ta Foça'ya belediye başkanı seçileceğine inandığım Fatih Gürbüz'ü de Foça'nın teminatı olarak gördüğümü belirtmek isterim. 

Peki, Foça'nın gelişmesini isteyen hiç mi kimse yok?

Var elbet. Başta arsalarının imara açılmasını isteyenler olmak üzere, Foça'da bir grup insan gelişimi savunuyor ve 1980'lerin ANAP belediyeciliğini referans alarak buradaki gelişimin tek bir kişiyle gerçekleşebileceğine inanıyor. O kişinin  kim olduğunu tahmin etmişinizdir. 

Öncelikle 80'li yılları hatırlamakta fayda var. 

Bilindiği üzere, 1980'li yıllarda ilçe belediyeleri imar başta olmak üzere birçok konuda sınırsız yetkilere sahipti. Tabii ANAP belediyeciliği furyasından Foça da nasibini aldı. 

O dönem müteahhit cennetine dönüşen Foça'mız adeta talan edildi ve  tamamen yok olmaktan son anda  kurtuldu. 

Bugün her biri tarihi eser niteliğinde olan taş evler ayakta kalabilmişse, Foçalılar bunu eski başkanlarımızdan Nihat Dirim'e borçludur. (Ayrı bir yazı konusudur) 

Haa! 80'lerde Özal'ın gücünü arkasına alarak Foça'yı müteahhit cennetine çeviren malum siyasetçi, seçildiği takdirde, bu sefer de merkezi iktidarın gücünü ardına alarak yeniden aynısını yapabilir mi? 

Kendisine sorduğunuzda, muhakkak  'Ben de korumacılıktan yanayım' diyecektir.  

Ancak...

Ege çanağında, yapılaşma noktasında  bakir kalan kentlerden biri de Foça'dır. Merkezi iktidara yakın olmakla birlikte, bir villanın 2 milyona müşteri bulduğu Foça'da acaba yeni Denizkentler yaratmayı aklından geçiren müteahhitler hiç mi yoktur? 

Son Yazılar