Karıncayı İnciten Şakalar: Deniz Göktaş ve Yeni Nesil Mizah(!)
Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisi, son günlerde Türkiye’nin en çok tartışılan gündem maddelerinden biri hâline geldi.
Yakın bir arkadaşımın, “Bu yetenekli genci bile linç etmeye çalışıyorlar,” diyerek Göktaş’ın YouTube’da yayımlanan gösterisini mutlaka izlemem gerektiğini tavsiye etmesi üzerine merak edip vakit ayırdım ve izledim.
Öncelikle şu temel hususun altını çizmem gerekir: Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in bir stand-up gösterisine malzeme yapılması, hiçbir şart altında kabul edilebilir bir tutum değildir.
Gösteriyi izlerken ne kahkahalara boğuldum ne de zekice kurgulanmış, rafine esprilere rastlayabildim.
Bu köşede avukat ve komedyen Ali Congun’un şakalarına sıkça atıf yapmış bir gazeteci olarak belirtmeliyim ki Göktaş’ın performansında not almaya değer tek bir anekdot dahi bulamadım.
Ali Congun’u örnek göstermemin temel bir sebebi var: Kendisi, ekseriyetle iktidar karşıtı bir kitleye hitap etse de gösterilerinde devleti ve toplumsal değerleri korumacı bir çerçeveye oturtarak ustaca ve kimseyi incitmeden eleştirebilmektedir.
Onu ilk kez dinleyen biri koyu bir iktidar yanlısı olduğu yanılgısına düşebilir; oysa o, hiciv sanatını yüksek bir zekâyla icra eden nadir yeteneklerdendir.
Buradaki asıl mesele şudur: Gerçek komedyenlik ile başkalarının söylemeye cesaret edemediği şeyleri fütursuzca ve aleni bir şekilde dile getirmek arasında çok ince bir çizgi vardır.
Birçok insanın içinden geçirdiği ancak ifade edemediği cümleleri, sırf sahnede biri bağırarak söylüyor diye bu durum onu başarılı bir komedyen yapmaya yetmez!
Böylesi bir tutum, sadece dikkat çekmek ve şöhret basamaklarını tırmanmak adına sosyal medyada her yolu deneyen ancak nihayetinde unutulmaya mahkûm olanların beyhude çabasından öteye geçemez.
Türkiye’de stand-up dendiğinde Cem Yılmaz, Ata Demirer veya Yılmaz Erdoğan gibi çıtayı en üst seviyeye taşıyan isimleri geride bırakmak bir yana, o seviyeye yaklaşabilecek yeni isimlerin yetişmemesi oldukça düşündürücüdür.
“Türkiye’nin mevcut siyasi ikliminde bu o kadar kolay mı?” diye sorulabilir. Ancak az önce bahsettiğim ustalar, o devasa kariyerlerini salt "kara mizah"a borçlu değillerdir; hatta birçoğu apolitik duruşlarıyla bilinir.
Ayrıca askeri vesayetin en yoğun hissedildiği dönemlerde bile Zeki Alasya, Metin Akpınar, Levent Kırca ve Ferhan Şensoy gibi efsanelerin, “İzahı olmayan şeylerin mizahı olur” şiarıyla nasıl kitleleri peşinden sürüklediğini de unutmamak gerekir.
Onları günümüz komedyenlerinden ayıran temel fark, karıncanın belini incitmeden meramlarını anlatabilme yetenekleriydi.
Elbette onları anlayabilmek için asgari bir entelektüel seviye de gerekiyordu; zira kelimelerin arasına ustalıkla yerleştirdikleri o ince mesajları idrak edebilmek herkesin harcı değildi.
İlginçtir ki bugün Deniz Göktaş’a övgüler yağdıran bazı çevrelerin, geçmişte Şahan Gökbakar’ın Recep İvedik karakterine karşı oldukça acımasız eleştiriler yönelttiğini hatırlıyorum.
Bilindiği üzere Gökbakar da siyasi paylaşımları nedeniyle bir dönem iktidar cephesinden sert tepkiler almıştı.
Daha açık sormak gerekirse, Gökbakar’ın ortalama bir lümpen karakteri temsil eden Recep İvedik’i neden bu denli eleştiriliyordu?
Cevap basitti: Kaba ve küfürbaz olduğu için. Peki, Deniz Göktaş’ın gösterisinde Celal Şengör’e yönelik kullandığı ifadeler bu tanımın neresine düşüyor?
İtiraf etmeliyim ki bundan beş yıl öncesine kıyasla yazılarım eskisi kadar yüksek okunma oranlarına ulaşmıyor.
Bunun temel sebebi, artık sadece insanların duymak istediklerini yazmıyor oluşumdur.
Eğer hâlâ popülist bir kaygı gütseydim muhtemelen şöyle bir başlık atardım: “Türkiye’de yeni bir mizah dehası doğuyor, bu çocuk gelecek vaat ediyor!”
Eskiden Anadolu’da kimsenin söylemeye cesaret edemediği sözleri, köyün kendi hâlindeki meczubuna söyletirlermiş; çünkü onun söyledikleri ciddiye alınmaz, "Ne söylese yeridir," denilip geçilirmiş.
Kıssadan hisse: Deniz Göktaş gibi “temiz” bir figür bulmuşken siz onu alkışlamaya devam edin ki sizin adınıza, “mizah” kisvesi altında çok daha fazlasını söylesin!
HASAN ESER / BAKIRÇAY
Yorumlar
Kalan Karakter: