Futbol Gerçekten Dünyayı Birleştirir mi?
Takvim yaprakları 1936 yılını gösteriyordu.
Irkçı ideoloji ve totaliter devlet yapısıyla Adolf Hitler'in kurduğu Nazi rejiminin en belirgin âlemifarikalarından biri propaganda ve algı yönetimiydi.
Propagandanın ana teması ise "büyük Almanya" ve "Aryan ırkının üstünlüğü" fikirlerini öne çıkarmaktı.
Spor da bu amaca hizmet edebilecek en güçlü enstrümanlardan biriydi.
Nazi Almanyası'nın başkenti Berlin, 1936 Kış ve Yaz Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapıyordu.
Görkemli hazırlıklar, rekor sayıda sporcu ve seyirci katılımıyla organizasyon, adeta Hitler'in gövde gösterisine dönüşmüştü.
6 Şubat 1936 tarihinde başlayan Kış Olimpiyatları öncesinde Nazi Almanyası'nın dört bir yanına Yahudi karşıtı tabelalar asılmıştı. Dönemin Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Başkanı Henri de Baillet-Latour, Garmisch-Partenkirchen ve Berlin yollarındaki "Yahudiler istenmiyor" gibi nefret dolu yazıları görünce sessiz kalamamış ve Adolf Hitler'in karşısına dikilmişti.
Muhtelif kaynaklara göre Baillet-Latour, bu tabelaların derhal kaldırılmaması durumunda oyunları iptal edeceğini ve/veya başka bir ülkeye taşıyacağını beyan etmişti.
Bu son derece sıkıntılı ve gergin görüşme sırasında Baillet-Latour, Hitler'e otoritesini şu sarsıcı sözlerle hatırlatmıştı: "Olimpiyat bayrağı stadyumda dalgalandığı sürece orası Olimpiyat toprağıdır ve orada sadece benim kurallarım geçerlidir."
Mesele bununla da sınırlı kalmamıştı.
1 Ağustos 1936 tarihinde başlayan Yaz Olimpiyatları'nın birinci gününde Nazi Almanyası'nın lideri Adolf Hitler, sadece Alman galipleri tokalaşmış ve ardından stadyumu terk etmişti.
Ancak Komite Başkanı Baillet-Latour, Hitler'e ""Ya herkesin elini sıkacaksın ya da kimsenin..." uyarısında bulunmuş ve bu konuda sonuna kadar ısrarcı olmuştu.
Hitler ikincisini tercih ederek organizasyon boyunca tüm madalya törenlerini es geçmişti.
Hatta bu konuda yaygın bir şehir efsanesi de vardır: Berlin'de fırtına gibi esen Amerikalı siyahi atlet Jesse Owens'ın başarısına öfkelenen Hitler'in Olimpiyat Stadı'nı terk ettiği rivayet edilir. Fakat bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır. Dolayısıyla Owens'a özel bir aşağılama söz konusu değildir; kaldı ki Owens'ın madalya töreninin olduğu gün Hitler stada gelmemiştir bile.
Bunları neden anlatıyorum?
11 Haziran - 19 Temmuz 2026 tarihleri arasında ABD, Meksika ve Kanada'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan 2026 FIFA Dünya Kupası için artık geri sayım başladı.
Ne var ki son birkaç günde yaşanan bazı gelişmeler, dünyanın en önemli spor organizasyonlarından birine gölge düşürdü.
Bilindiği üzere, "Afrika'nın en iyi hakemi" unvanına sahip olan Somalili Hakem Omar Artan'ın Dünya Kupası için ABD'ye girişine izin verilmedi ve İstanbul üzerinden ülkesine geri gönderildi.
Bu da yetmezmiş gibi, Senegal ve Özbekistan millî takımlarına yönelik aşağılayıcı güvenlik uygulamalarında bulunuldu.
Dahası, Dünya Kupası grup aşamasında İranlı taraftarlara ayrılan biletler de iptal edildi.
Halbuki FIFA'nın resmî internet sitesinde şu ifadeler yer alıyor: "Futbol Dünyayı Birleştirir; futbol aracılığıyla ilham vermek, birleştirmek ve geliştirmek amacıyla kurulan küresel bir harekettir. Dünyanın dört bir yanındaki insanları bir araya getirerek bu güzel oyunu kutlamayı amaçlar. Futbolu yaşayanların –ister futbolcu, ister antrenör, ister taraftar olsun– topluluklarımızı ve toplumumuzu şekillendirme konusundaki taahhüdünü temsil eder."
İnsan sormadan edemiyor: Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Girizgâhta da belirttiğim gibi, 1936'nın Olimpiyat Komitesi Başkanı Baillet-Latour, Adolf Hitler gibi despot bir devlet başkanı karşısında net bir duruş sergileyerek tarihe geçmiştir.
Peki, Dünya Kupası'nı düzenleyen FIFA'nın Başkanı Sayın Gianni Infantino, niçin Somalili Hakem Omar Artan'a yapılan bu haksızlığa karşı çıkmadı?
ABD Başkanı Donald Trump'a olan yakınlığıyla bilinen Infantino, niçin "Siz, futbolun evrensel ruhuna ağır bir gölge düşürüyorsunuz; biz FIFA olarak böyle bir yaklaşımı kabul edemeyiz" diyemedi?
Gerekçe ise tanıdık: "Güvenlik açısından..."
Dünya genelinde güçlü bir istihbarat ağına sahip olan bir ülke, güvenlik noktasında soru işaretleri barındıran bir hakemin Dünya Kupası'na davet edilmesine daha en başından izin vermezdi!
Somalili Hakem Omar Artan'ın önce davet edilip ardından geri gönderilmesi rencide edici ve onur kırıcıdır.
Düşünüyorum da…
Gelmiş geçmiş diktatörler arasında bir sıralama yapsak ve listenin başına Adolf Hitler'i yazsak, buna hiç kimse itiraz etmez, öyle değil mi?
Evet, 1936'nın Olimpiyat Komitesi Başkanı, evrensel değerleri savunmak adına o diktatöre karşı durmuştu. Ve o diktatör de bu duruma razı olmak zorunda kalmıştı.
Kıssadan hisse…
1936'da olanlar ile bugün, 2026'da yaşananlar arasında bir mukayese yaptığımızda insan sormadan edemiyor:
Hangisi kurallar açısından daha katı, 1936'nın Almanya'sı mı, 2026'nın Amerika'sı mı? Hangisi gerçek bir evrensel spor adamı? 1936'nın komite başkanı mı, 2026'nın FIFA başkanı mı?
HASAN ESER
Yorumlar
Kalan Karakter: