ERSOY TOPTAŞ

ERSOY TOPTAŞ

Ekonomist / toptasersoy@gmail.com

Suç bir kir, ceza ise bir banyodur!

07 Şubat 2021 - 17:44

Beni yakından tanıyanlar bilir! 

Uzun yıllar özel bir bankada çalıştım. 

Her mesleğe özgü hikayeler, yaşanmışlıklar ve şehir efsaneleri vardır.

Misal, balıkçılık yapan birinden, açık denizde fırtınaya nasıl yakalandığına ve liman ulaşabilmek için verdiği mücadeleye dair hikayeler dinleyebilirsiniz. 

Veya Emniyet Teşkilatı’nda uzun yıllar görev yapmış emekli bir memurdan, filmlere dahi konu olabilecek ilginç polisiye hikayeler dinleyebilirsiniz. 

Neticede her meslekten insanın, sıradan da olsa anlatabileceği bir hikayesi vardır. 

Bu sebepten olsa gerek...

Aksiyon meraklısı insanlardan hep aynı klişe soruya muhatap oldum yıllarca: 'Hiç çalıştığın bankayı soymaya kalkışan oldu mu?'

Bankada çalıştığım yıllarda, zaman zaman personel arasında da konusu olurdu: ‘Başımıza böyle bir olay gelse…’ diye başlayan sohbetimiz uzayıp gider ve sonunda geyik muhabbetine dönüşürdü. 

Bu yazıyı neden yazıyorum?

Kıymetli dostum Hasan Eser’den hediye bir kitap aldım.

Hasan’ın sık sık sahafları gezmek gibi bir alışkanlığı var.

Geçtiğimiz günlerde yine bir sürü eski kitap satın almış. 

Ekonomist olmam hasebiyle bana da, 2007 yılında Şafak Altun’un kaleminden ‘Platin’ etiketiyle çıkan ‘Olay ve Kişileriyle Popüler Ekonomi Sözlüğü’ isimli kitabı satın almış. 

Adı üstüne: Popüler!

Bir nefeste bitirdim kitabı, iyi mi...

Okusanız, nasıl güzel ve ilginç anekdotlar var içinde!

Keyif alarak okudum! Teşekkürler Hasan. 

Gelelim sadede…

Kitabın 158. sayfasında, ‘Profesyonel Banka Soygunu’ ara başlığı altında aktarılan ilginç bir soygun hikâyesi var. Hem de İstanbul’da yaşanmış olan gerçek bir banka soygunu anlatılıyor.

Ne yalan söyleyeyim, 1961 yılında yaşanan bu olayı daha önce hiç duymamıştım. 

Kitapta okuduktan sonra, konuyu Google - Yandex gibi internet arama motorları üzerinden de araştırdım.

Olayın baş aktörü olan Necdet Elmas’ın İnternet ansiklopedisi Vikipedi’de bile yer aldığını gördüm.
Ve kendi kendime; bu hikâyeyi Mahalli Gündem.com’daki köşemde mutlaka paylaşmalıyım, dedim. 

Şafak Altun’un ‘Olay ve Kişileriyle Popüler Ekonomi Sözlüğü’ isimli kitabından aktarıyorum: 

‘PROFESYONEL BANKA SOYGUNU’
“1961 yılının 18 Ağustos günü elinde sten marka makinalı tüfek bulunan bir kişi, Amerikan filmlerine taş çıkartırcasına İş Bankası'nın Kazlıçeşme Şubesi'ne girmiş ve vezneden 165 bin 850 lira almıştı.

Soygun sırasında bankada bulunan bir işçi, “Ben işçiyim, yatıracağım 480 lirayı alma!” demişti.  

Bunun üzerine soyguncu da  “Ben, işçinin parasını almam” demiş ve bu da çok sempatik bulunmuştu.  

İki-üç dakika süren bu banka soygunun ardından, soyguncu dışarıda hazır vaziyette bekleyen bir chevrolet marka arabayla kayıplara karıştı.  

Türkiye ilk kez böylesine bir soygunla karşılaşıyordu.  

Soygun aynen Amerika’daki gangsterlerin gerçekleştirdikleri soygunlarına benziyordu ve oldukça profesyonel bir şekilde işlenmişti.  

Çok geçmeden Türkiye ayağa kalktı.  

Soygunu gerçekleştirenler ile güvenlik kuvvetleri arasında 12 gün sürecek olan amansız bir kovalamaca başladı. 

Polisin elindeki ipuçlarının sınırlı olması nedeniyle, soruşturma yeteri kadar hızlı gitmiyordu.

Cumhuriyet gazetesi ise İstanbul Emniyeti'ne yardımcı olmak amacıyla, özel bir araştırma birimi kurmuş ve ekibin başına da “gangsterlik vakalarını ABD’de uzun boylu tetkik etmiş eski bir polis şefini” getirmişti. 

Çok geçmeden soyguncunun kimliği ortaya çıktı.  

Necdet Elmas, Kazlıçeşme’deki İş Bankası’nın suç ortağı Necdir Sinkil ile birlikte soymuştu. 

Cezaevi firarisi olan Necdet Elmas, eski bir araba hırsızıydı ve sadece Chevrolet marka araba çalıyordu. 

Cezaevinden firar etmesinin nedeni de 4’ncü eşinin kendisinden boşanmak istemesiydi.

İyi araba kullanan Necdet Elmas, 1959 model chevrolet bir otomobil ile uzun müddet polislerle köşe kapmaca oynamış.

Ancak sonunda bir yerde kıstırılmıştı. 

12 gün süren bu takibin sonunda Necdet Elmas ve suç ortağı, 30 Ağustos günü Darıca’da yakalandı. 

Mahkemede savunmasını şu sözlerle yaptı: 
'Duruşmalar sırasında mahkemenizi incitecek bir şey söylediysem, bunu haleti ruhiyeme atfetmenizi rica ederim. 

Suçta bir kasıt aranırsa benim bu suçta bir kastım yok.

Suç bir kir, ceza ise bir banyodur. Ben bu banyoda yıkanacağım. 

Banyonun dozu fazla kaçırılırsa, bu banyo fayda değil, zarar tevlit eder. 

İleride bir kitap yazıp durumu efkarı umumiye arz edeceğim. 

Müdafaalar tali derecede kalır. Esas müdafaanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum. 

Adalet önünde boynum kıldan incedir.'

Yargılama sonucu Necdet Elmas 20 yıl, suç ortağı Necdet Sinkil ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 

O ne bir terörist, ne de bir örgüt üyesiydi. Cesareti ve bonkör ruh yapısıyla, halkın sempatisini kazandığı dahi söylenebilecek kadar bir maceraperestti."

Vikipedi'den edindiğimiz bilgilere göre; Necdet Elmas 1974 affıyla serbest bırakılmış. Beşiktaş Belediyesi’nin kendisine tahsis ettiği büfede işletmecilik yapmış ve bir süre sonra da memleketi  Konya’ya geri dönmüş. 15 Ocak 2017 tarihinde de (82 yaşında) vefat etmiş. 

Meraklısı için Necdet Elmas hakkında internette bolca hikaye var.   

NOT: Gerçek hikayeleri beyazperdeye taşımakla birlikte Ayla, Çiçero ve Müslüm gibi biyografik filmlerin yapımcısı olan Mustafa Uslu'nun gelecek listesinde bu hikaye de var mıdır acaba?


Ersoy Toptaş / Mahall Gündem.com