Miami’de Skor Var, Ritim Yok: Dünya Kupası Yolunda Son Durak
24 yıllık hasretin ardından yeniden Dünya Kupası sahnesine çıkmaya hazırlanan A Millî Futbol Takımımız, turnuva öncesindeki son provasını Miami’de Venezuela karşısında yaptı. Skor tabelasında 2-1’lik galibiyet yazsa da sahadaki oyunun bizlere hem umut veren hem de ciddi şekilde düşündüren iki farklı yüzü vardı.
Maçın ilk yarısında sahada ne yaptığını pek bilemeyen, dağınık ve temposuz bir Türkiye izledik. Rakip Venezuela’nın Mendoza ile bulduğu o jeneriklik gol, savunma zafiyetlerimizi ve oyunun başındaki konsantrasyon eksikliğimizi açıkça belgeledi. Ancak her ne kadar organize bir oyun sergileyemesek de bireysel yeteneklerin devreye girmesiyle skoru almayı bildik. Arda Güler’in duran toplardaki ustalığı ve Yunus Akgün’ün sağ ayağıyla kontrol edip sol ayağıyla gönderdiği o muazzam füze, maçın en parlak anlarıydı. Arda Güler’in henüz çok genç olmasına rağmen takımın skor yükünü sırtlaması, turnuva öncesi en büyük tesellimiz.
Tabii ki Miami’nin aşırı nemli havasını, yüksek sıcaklığını ve okyanus aşırı yolculuğun getirdiği "jet-lag" etkisini göz ardı edemeyiz. Futbolcuların üzerindeki o ağır hava ve durağanlık, turnuva atmosferine henüz tam olarak adapte olamadıklarını gösteriyordu. Ancak unutulmamalıdır ki turnuvada da benzer iklim şartlarıyla karşılaşılacak ve orada mazeretlere yer olmayacak. Bugün sergilenen bu düşük tempolu ve kopuk futbol, gruptaki Avustralya veya Paraguay gibi disiplinli rakiplere karşı bizi oldukça zor durumda bırakabilir.
Teknik direktör Vincenzo Montella’nın elindeki kadro zenginliği bir lüks olsa da eksiklerin yarattığı boşluklar net bir şekilde hissediliyor. Özellikle Ferdi Kadıoğlu’nun savunma ve hücum arasındaki köprü rolü ile Kenan Yıldız’ın delici driplinglerinin yokluğu, takımın ritmini doğrudan etkiliyor. Savunma hattında Ozan Kabak’ın oyun kurma becerisi ile Merih Demiral’ın sertliği arasındaki tercih, ilk maç olan Avustralya karşısında kilit rol oynayacaktır.
Netice olarak hazırlık maçlarında galip gelme alışkanlığı moral açısından değerlidir ancak İsmail Yüksek’in de maç sonunda dürüstçe ifade ettiği gibi, bu futbolun üzerine koymak zorundayız.
Dünya Kupası, hatayı affetmeyen, her dakikanın övgü ile eleştiri arasında ince bir çizgide yürüdüğü dev bir sahne.
Millilerimizin o muazzam "biz bitti demeden bitmez" ruhunu bu kez turnuvanın ilk düdüğünden son anına kadar sahaya yansıtması gerekiyor.
Yolumuz uzun, yükümüz ağır ama bu jenerasyonun potansiyeli her türlü mucizeye gebe.
SERKAN TİYANŞAN
Yorumlar
Kalan Karakter: