İzmir siyasetinde gelinen son nokta ve AKP hayranlığı
BİRTAN İSKİT

BİRTAN İSKİT

Foça'da neler oluyor?

İzmir siyasetinde gelinen son nokta ve AKP hayranlığı

06 Ağustos 2019 - 13:56 - Güncelleme: 06 Ağustos 2019 - 14:34

Gerçekler acıdır, acıtır!

Kimse kimseyi sevmiyor ama 'seviyor gibi' gözükmeyi pek bi seviyor.

Özellikle de siyasi partilerde, kim kimin menfaatine uyarsa makuldür; kardeş ötesidir.

Hangi il ya da ilçede olduğu fark etmez.

Parti örgütlerinin/teşkilatlarının oluşum ve işleyiş yapısına bakınca...

Genelde il ve ilçe başkanlarının mevcut belediye başkanlarının 'tam' desteğiyle seçildiğini/atandığını görüyoruz.

Ne ki ilginçtir! Kim kimi bir yere getiriyorsa,  ya getiren getirdiğini ya da getirilen getireni bir dönem sonra yemeye çalışıyor-ki önü açılsın-

Sonra kongreler/harp başlıyor. Üst satırda bahsettiğim kişilerin çekişmesi  ayyuka çıkıyor. Sonra da  kutuplara ayrılıyor parti örgütü. Kişisel hesaplar parti hesaplaşmasına dönüşüp, 'bilet nasıl kesilir' noktasına taşınıyor.

Sonucunda 'başarı' var gibi gözükse de, örgütün fokur fokur kaynaması kaçınılmaz oluyor.

Zaten bir partinin üye yapısı erozyona uğratılırsa...

Hadi daha net ifade edeyim.

Üye yapılanmasını sadece mezheb, ırk, menfaat ve aş-iş arayışında olanlardan oluşturan siyasi partilerin sonu  felaket olur/oluyor.  Aidiyet yoksa başarı da olmaz; samimiyette...

İşte size İzmir örneği özelinden bir Tunç Soyer gerçeği.

Konuya direk gireceğim.

Rıfat Nalbantoğlu siyaseti iyi bilir ama eskinin güneşiyle bugünün çamaşırları ne derece kurutabiliriz?

Diğer yananda, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisini de gözlemek gerekir.

Her şeye el kaldırıp 'okey' veren üyeler haricinde, danışman ve yönetim kurulu üyelikleriyle geçimini sağlayan kişiler yaratıldı?

Pekiyi hani nerede "İzmir için taşın altına elimi değil, bedenimi sokarım" diyen demagoglar?

İzmir hizmet bekliyor ama İzmir için çalışması gerekenler  kasaba siyasetiyle meşguller.

İzmir için iş yapmak varken, il ve ilçe başkanlıklarının düzenlediği danışma kurullarında boy gösterenler  'ihanet' edebiyatı yapıyor.

Ancak... 'Yerel seçimde ihanet edenler vardı'  iddiasının sahipleri, ihanet edenlerin kimler olduğunu açıklayamıyorlarsa,  bu da onların ayıbıdır.

Zaten sorun da burada başlamıyor mu?

O iddiaları dedikodu haline getirip dolaşıma sokanlar,  CHP'nin geçmişinde yer almamakla beraber  geçmiş bazı dönemlerde  hem de aleni bir şekilde kurdun-kuşun peşine takılmadılar mı?

Aynı kişiler bugün kulis kayıtları üzerinden kasaba örgütünü dizayn etmeye mi çalışıyorlar?

Gelelim il boyutuna..

Asıl 'ihanet' kongreler öncesinde Kemal Karataş'ın  ihraç edilmesini konuşmaktır.

Başka parti ve düşünceden gelip de CHP'yi yeniden dizayn etmeye çalışanlara naçizane tavsiyemdir:

Acilen bir Meydan Larousse edinip Kemal Karataş'ın kim olduğunu bir araştırınız.

Daha önce başta Aziz Kocaoğlu'nu olmak üzere 1 Nisan'da görevlerine veda eden ilçe belediye başkanlarını işaret ederek İzmir'in hortumlandığını  hararetle iddia eden birileri şimdilerde, kayıt dışı sohbetlerinden garip garip ifadeler kullanıyor.

Hem önceki dönemde görev yapanların hiç çalışmadığını ve İzmir'i mahvettiklerini söyleyeceksiniz, hem de aynı kadrolarla çalışmaya devam edeceksiniz. Bu yönde bir anlayış kepazelik göstergesi değil de nedir?

Devam...

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun 7 maddede çerçevelediği manifesto bizleri gururlandırdı.

Sayın Kılıçdaroğlu'nun "Akrabalarınız ve yandaşlarınız için değil, halk için hizmet üretiniz..."  talimatından sonra, bir kısım  medyada yüzleştiğimiz haberleri nasıl yorumlamalıyız?

Ve o haberleri okurken, o fermanı hazırlayan parti yetkililerini unutmak mümkün mü?

Evet, genel merkeze yakınlığı sayesinde belediye başkanı olan büyüklerimizi kastediyorum.  

Keşke fermanı hazırlayanlar, akrabaların belediyelerde işe alınmamasını şart koştukları gibi genel merkeze/başkana yakın olanların da bir daha aday gösterilmemesi gerektiğini ekleyebilselerdi o listeye.

Bence...

CHP içindekiler bir an önce AKP hayranlığından kurtulup ATATÜRK HAYRANLIĞINI ortaya koyup sosyal demokrat gibi davranmak zorundadır.

Önümüzdeki kongre sürecini bütün haksızlıklardan uzaklaşmış, üyesine ve örgütüne yapısına güvenen bir CHP yapısı, bir sonraki seçime seçmeni umutlandıracaktır düşüncemle hoşça kalın.

Selam, sevgi ve muhabbetlerimle...

Not: ÇUVALDIZI BAŞKASINA BATIRARAK BU İŞLER ÇÖZÜLMEZ CANCAĞIZIM.

BİRTAN İSKİT 

Son Yazılar