Mesnevi’nin Tartışmalı Yedinci Cildi ve El Yazmalarının Özgünlüğü Ele Alınıyor

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Şubat ayının son etkinliğinde, “Hafıza-i Beşer” sergisi kapsamında, Mesnevi’nin yedinci cildinin tartışmalı hikâyesini gündeme taşıyan bir konuşmaya ev sahipliği yapıyor...

25 Şubat 2020 - 12:33

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Şubat ayının son etkinliğinde, “Hafıza-i Beşer” sergisi kapsamında, Mesnevi’nin yedinci cildinin tartışmalı hikâyesini gündeme taşıyan bir konuşmaya ev sahipliği yapıyor. Osmanlı tarihi araştırmacısı, akademisyen Aslıhan Gürbüzel’in konuk olduğu konuşmada, Yedinci Defter’in nüshaları ve okuyucu notları üzerinden, el yazması kültüründe bir eserin değerini ya da özgünlüğünü kimlerin, nasıl belirlediği sorusu tartışılacak.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün “Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikâyeler” sergisi kapsamında düzenlediği etkinlikler; İslami siyasi düşünce, 1800 öncesi dini hareketler ve yazmalar üzerine çalışmalar yapan Aslıhan Gürbüzel’in konuşmasıyla devam ediyor. Aslıhan Gürbüzel, 28 Şubat Cuma günü gerçekleşecek Timur’un Anadolu’dan Kaçırdığı Yazmaların Peşinde: Mesnevi’nin Yedinci Cildinin Hikâyesi başlıklı konuşmasında, bugün birçok modern araştırmacı tarafından bir hayli inandırıcılıktan uzak bulunan Mesnevi’nin yedinci cildinin tartışmalı hikâyesini anlatacak.

Bu hikâye, Mevlana Celaleddin Rumi’nin ölümünün üzerinden üç buçuk asır geçtikten sonra, Şam’da Mesnevi’nin daha önce bilinmeyen bir cildinin bulunduğuna dair bir söylentinin ortaya çıkmasıyla başlar. Bostan Çelebi, 1612 yılında Yedinci Defter’i Konya’ya getirtmeyi başarır. On yedinci yüzyılda yorumlanan bu cilt, özellikle Konya ve Galata dergâhlarındaki bazı Mevleviler tarafından sahiplenilmiştir. Ancak içlerinde Mevlevi şeyhlerinin de olduğu bir diğer gruba göre bu “düzmece” cildi okuyup yazmak derhal men edilmelidir. Yedinci Defter’in gerçekliği konusunda on yedinci yüzyılda başlayan tartışmalar on dokuzuncu yüzyıla kadar devam etmiştir. Aslıhan Gürbüzel konuşmasında, cildin nüshaları ve okuyucu notları üzerinden, bu denli inandırıcılıktan uzak bir metnin, Osmanlı yazma kültüründe iki yüzyıl boyunca nasıl popülerliğini korumayı başardığını aktaracak. Tarih meraklıları ve tasavvuf severler için merak uyandırıcı bir içeriğe sahip olan konuşmada, Osmanlı el yazması kültüründe bir eserin değerini ve özgün olup olmadığını kimlerin, nasıl belirlediği konusu üzerinde durulacak.

Hafıza-i Beşer Konuşmaları, 2019-2020 akademik yılının ikinci döneminde, Osmanlı yazma kültürünün farklı izdüşümlerini tartışmaya açan yeni konuşmalarla devam edecek.

Arka Oda'da gerçekleşecek konuşma etkinlikleri ücretsizdir. Yerler sınırlıdır ve rezervasyon alınmamaktadır.

Beyoğlu Tepebaşı’ndaki İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Pazar günleri hariç haftanın her günü 10.00 – 19.00 saatleri arasında gezilebilir. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü aynı zamanda bir kütüphane! Kütüphane çalışma saatleri hakkında ayrıntılı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. http://www.iae.org.tr

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Mesire yerleri yeniden açılıyor
Mesire yerleri yeniden açılıyor
Yeşilay’dan “O nefes sana lazım olacak” hatırlatması
Yeşilay’dan “O nefes sana lazım olacak” hatırlatması