Zeynep Naz'ın sevinci Türk gençlerine ilham kaynağı oldu

ABD'nin California eyaletinde bulunan ve Dünyanın en prestijli üniversitelerinden Stanford Üniversitesi'ne kabul edilerek Türkiye ve İzmir'e büyük gurur yaşatan Bahçeşehir Koleji İzmir 50. Yıl Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencisi Zeynep Naz Avcı, sevincini babası Kerem Güney Avcı ve Sedimega İnşaat A.Ş. çalışanlarının düzenlediği sürprizle kutladı.

ABD'nin California eyaletinde bulunan ve Dünyanın en prestijli üniversitelerinden Stanford Üniversitesi'ne kabul edilerek Türkiye ve İzmir’e büyük gurur yaşatan Bahçeşehir Koleji İzmir 50. Yıl Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencisi Zeynep Naz Avcı, sevincini babası Kerem Güney Avcı ve Sedimega İnşaat A.Ş. çalışanlarının düzenlediği sürprizle kutladı.

Zeynep Naz Avcı’nın; Stanford Üniversitesi’ne kabul edildiğini internet üzerinden öğrendiği o andaki sevinç çığlıkları, pandemi ve depremlerle geçen 2020’nin sona erdiği günlerde, tüm Türk gençlerine ilham kaynağı olmuştu.

Stanford Üniversitesi Felsefe ile Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümlerine kabul edilen Avcı, yıllardır attığı adımların, çabalarının ve çalışmalarının karşılığını aldığını belirterek, aynı yoldan ilerlemek isteyen gençlere tavsiyelerde bulundu.

Liseye başladığından beri hayaliydi
İzmir Kemalpaşa’da yaşayan ve liseye başladığından beri Stanford Üniversitesine kabul edilmenin hayalini kuran Zeynep Naz Avcı, bundan 2 yıl önce de Stanford Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü’ne bir akademik dönem eğitim almak üzere kabul edilmişti. Avcı, o günden bugüne yaşadığı süreci anlatırken “Bir lise öğrencisi olarak, orada lisans dersleri aldım. Kasım ayında da lisans başvurumu gönderdim. Benden ders notlarımı, İngilizce yeterliliğimi, ders dışı etkinliklerimin listesini istediler. 15 gün sonra bir Stanford Üniversitesi mezunu benimle mülakat yaptı. Mülakattan 15 gün sonra da kabul edildiğimi öğrendim. O anki mutluluğum, sürecin ne kadar zorlu ve uzun sürede gerçekleştiğini gösterir nitelikteydi” dedi.

17 Yaşında Onlarca Proje Gerçekleştirdi
Birçok insanın sosyal medyadan kendisine yazdığını söyleyen Avcı, “Hangi proje ile üniversiteye kabul edildiğimi soruyorlar. Ben, bütünsel bir yaklaşımla eleme yaptıklarını gözlemledim. Yaptığınız tek bir projeden ziyade kişiliğinizin, ilgi alanlarınızın, hangi konularda hassas olduğunuzun, dünya görüşünüzün de önem taşıdığını düşünüyorum” dedi. Projelerinde, bir soruna çözüm bulmak düşüncesiyle hareket ettiğini belirten Avcı, “Hazırladığımız 20 sürdürülebilir sosyal sorumluluk projesi ile dünyanın farklı kıtalarında 14 milyon insana ulaştık. Türkiye'de farklı şehirlerde ücretsiz STEM konferansları düzenledik. Alanlarında uzman mühendisleri, CEO’ları, değerli akademisyenleri misafir ettik. Toplumumuzda böyle etkinlikler genelde ücretli olduğu için biz, imkanı olmayan insanları da bilimle tanıştırmak için böyle bir proje gerçekleştirdik. Sonrasında Türkiye'nin 81 ilinde, başta dezavantajlı okullara olmak üzere 30 binden fazla bilim kitapçığı gönderdik. Bu kitapları da kendimiz yazıp basıyoruz. Her yıl özellikle okulumuza yakın lokal köy okullarında robotik eğitimi veriyoruz. Lego setlerini ve bilgisayarları kendimiz götürüyoruz. Bu proje kapsamında 300'e yakın çocuğa ulaştık. Birçok okulda gönüllü robotik eğitmenliği yaptım. Ayrıca ‘Akıllı Baret’ adını verdiğim projemi, Soma’da gerçekleşen maden kazasından etkilenerek gerçekleştirdim. Yaptığım baret, teknik bir baret. Baretin eklentilerinde metan gazı sensörü ve ısı sensörü bulunuyor. Bu sensör sayesinde bir patlama olduğunda madencinin gaz kaçağından ölmesi engellenebiliyor. Baret, metan gazı ve ısıda ani bir artış olduğunda alarm veriyor ve kısa sürede madencilerin bölgeden çıkarılmasını sağlıyor” diye konuştu.

Dünyanın en prestijli robotik organizasyonu olan FIRST yarışmalarına, kaptanı olduğu takımı FRC 6429 4th Dimension ile katılan Zeynep Naz Avcı, “Geçen yıl takım kaptanı olarak görev aldım. Bu yıl ise mentörlüklerini yapıyorum. Robot yarışması deyince insanlar ‘Tamam robot yapıyorsunuz, sürüyorsunuz, bu kadar’ gibi düşünüyor. Oysa gerçek bambaşka. Bu yarışmada bizim takımımızın en büyük amacı, teknik bilgi ile toplumumuzda bir fark yaratmak oldu. Katıldığımız 2020 İstanbul Regional yarışmasında, liderlik vasıfları gösteren öğrencilere verilen Dean’s List Award’ı almaya hak kazandım ve bu ödülü Türkiye’den kazananlar arasına tek kız öğrenci bendim. Bununla gurur duydum” dedi.

“Kadından Mühendis Olmaz Önyargısını Yıkmak İstedim”
Stanford Üniversitesi’ne kabulünden bugüne tebriklerin dışında ‘Elinin hamuruyla mühendislik senin işin değil’, ‘Kadın mühendisler ancak ofiste oturur’ gibi onlarca yorum da aldığını belirten Avcı, amacının bu önyargıyı yıkıp kız öğrencileri bu yolda cesaretlendirmek olduğunu söyledi. Avcı, “2 yıl önce bir Bilim Müzesi'nde gönüllü robotik öğretmeni olarak görev aldım. 10-11 yaş aralığındaki 15 kişilik bir gruba robotik eğitim veriyordum. Orada özellikle kız öğrencilerin konuya bir tık daha mesafeli olduğunu fark etmiştim. Hatta ailelerin bile, bu eğitimi veren kişinin bir kız öğrenci olması nedeniyle mesafeli yaklaştıklarını gözlemledim. Aslında bu önyargıyla ilk kez o zaman yüzleştim. O gün, ‘İzmir gibi eğitim olanakları yüksek,sosyo-kültürel anlamda gelişmiş bir şehirde bile bu önyargıyı bu kadar net yaşıyorsam, doğudaki, diğer şehirlerdeki ya da şehir merkezinde yaşamayan yaşıtlarım, o kızlar kimbilir neler yaşıyor?’ diye düşündüm ve Türkiye’nin geri kalanında aynı sorunla yüzleşen kadınlara gözlerimi kapayıp hayatıma devam edemedim. Bu önyargıyı azaltabilmek için çalışmalar yapmaya başladım. İlk kitabım olan ‘Mühendisliğin Günlük Dili’ni bu fikirle yazdım. Kitapta, makastan gözlüğe pek çok günlük malzemenin içerdiği mühendisliği anlattım. Kız-erkek hiç fark etmez, her çocuğun okuyabileceği bir kitap” dedi.

“İngilizceyi Kendi Kendime Öğrendim”
Stanford Üniversitesi’ne giden yolda karşılaştığı zorlukları anlatan Zeynep Avcı, “Hedef koyma ve adım atma noktasında en çok zorlandığım şey, Türkçe kaynak bulamamaktı. Türkiye’den Stanford’a giden, gitse de blog veya sosyal medyada serüvenini paylaşan çok fazla insan olmadığı için en çok bu konuda sıkıntı yaşadım. O yüzden benim en büyük avantajım yabancı dil bilmek oldu. O yüzden bu yolda ilerlemek isteyen herkese en büyük tavsiyem, yabancı dil öğrensinler. Bunun için herhangi bir kolej mezunu olmanıza, özel bir kursa gitmenize veya Amerikan okulunda okumanıza hiç gerek yok. Ben İngilizceyi kendi kendime öğrendim. Liseye kadar İngilizcem gerçekten çok kötüydü. Lisede de katıldığım robotik yarışmalarında dereceler alıp Amerika'ya gide gele, orada konuşarak aslında pratikle öğrenmiş oldum. O yüzden,‘Kolejli değilim, İngilizce ders alamıyorum veya özel ders alma imkanım yok’ gibi düşüncelerle sakın kendilerini demoralize etmesinler. İnternet uçsuz bucaksız bir kaynak. Oradan yararlanarak kendi başlarına da öğrenebilirler. Dil bilince, üniversitelerle birebir iletişime geçip onlardan da bilgi alma şansınız oluyor. Ben çok defa yaptım bunu. Stanford’ın başvuru ofisine belki binlerce mail atmışımdır. Onlara tüm sorularımı sordum ve mutlaka dönüş yapıyorlar. O yüzden, olabildiğince dillerini geliştirip özellikle istedikleri üniversitelere sorularını yöneltirlerse, kaynak arama çabasına girmeden direkt cevap alabilirler” dedi.

Duygulandıran Mucize Kartpostal’ın Hikayesi
Zeynep Naz Avcı’nın kaderi adeta mucize gibi, 10 yıl önce babaannesi tarafından bir kartpostalda yazılmış. Stanford’a kabulünden günler sonra 21 Aralık’ta o kartpostalı tesadüfen bulan ve hem şaşıran hem de çok duygulanan Zeynep Naz, mucize kartpostal hikayesini şöyle anlattı: “Babaannem, amcamı ziyaret etmek için yılın bir kısmını Amerika'da geçiriyor. Ben 7 yaşındayken doğum günümde bana ulaşması için oradan bir kartpostal göndermiş. Benim o karttan hiç haberim yoktu. Biz, babaannemin bana Stanford’tan 2009 yılında gönderdiği o kartpostalı, babam Kerem Güney Avcı’yla birlikte eski fotoğrafları karıştırırken tesadüfen bulduk. Kartın bir yüzünde Stanford Üniversitesi’nin resmi diğer yüzünde babaannemin el yazısıyla yazdığı notu vardı. Babaannem 10 yıl önce o kartla bana, ‘Senin de böyle güzel, değerli eğitim kurumlarında okuman dileğiyle’ notunu yazmış. Çok şaşırdım ve çok duygulandım. Çünkü Amerika'da yüzlerce üniversite var. Herhangi biri olabilirdi. Stanford’tan gönderilmiş olması çok ilginçti. Sanki 7 yaşımda Stanford Üniversitesi’ne gideceğim belliymiş gibi hissettim” dedi.  

“Hedefim Gelecek Nesillere Işık Olabilmek”
İleriye yönelik hedeflerini anlatan Zeynep Naz avcı, “Hem Elektrik Elektronik Mühendisliği hem de Felsefe gibi sayısal ve sözel iki alanda eğitim almak istediğim için bunları birleştirip kitap yazarak devam etmek istiyorum. Çünkü benim bu süreçte okuduğum kitapların çoğu, teknik bilgisi olmayan kişiler tarafından araştırma yapılarak yazılmış kitaplardı. Bu iki alanı birleştirip edebiyat ürünü çıkaran çok fazla kişi görmedim ve benim bu süreçte en çok ihtiyaç duyduğum şey buydu. O yüzden bu alanda ilerlemek istiyorum ve bu kaynağı, ücretsiz bir şekilde imkanı olmayan çocuklara ulaştırmak çok istiyorum. Çünkü gittiğimiz eğitimlerde çok fazla okula gitme şansımız oldu. Birçok farklı sosyo-kültürel çevreden, farklı yaş gruplarıyla çalıştım ve çocukların içindeki potansiyeli fark etmek için öğretmenin en önemli etken olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu alanda ilerleyip onlara bir ışık olabilirsem çok mutlu olurum” dedi.
 


Ülger Altıntaşı


Aybüke Koyuncu


Betül Küçük


Merve Yaldız Kahvecioğlu


 İlhan Selimoğlu, Gökhan Gülseçgin


 İpeknur Yıldırım


Sedimega İnşaat Ailesi







zeynep naz avcı stanford üniversitesi california eyaleti bahçeşehir koleji izmir i̇stanbul regional