Estetiğin Bilinmeyen Yüzü: Estetik Bağımlılığı

Dikkat! Her şey olumlu deneyimle başlıyor… Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Dilek Sarıkaya, estetik operasyonlara karşı bağımlılığa yol açan nedenler, ortaya çıkabilecek sorunlar ve tedavi yöntemleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Estetik bağımlısı olmayın! 

Görünüşündeki gerçek veya hayali kusurlar kişide saplantı haline gelebiliyor. Ortaya çıkan bu beden algı bozukluğu ile kişi estetik cerrahinin yolunu tutabiliyor. Nasıl göründüğüyle ilgili hissedilen güvensizlik ise zamanla takıntı haline dönebiliyor. Uzmanlar ise uyarıyor!  Kimi estetik cerrahi bağımlılarının hayran oldukları bir ünlü gibi görünmek için kendilerini değiştirmeye çalışmalarının altında psikiyatrik sorunların yatabileceğine dikkat çekiliyor. 




Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Dilek Sarıkaya, estetik operasyonlara karşı bağımlılığa yol açan nedenler, ortaya çıkabilecek sorunlar ve tedavi yöntemleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Tatminsizlik bağımlılığa yol açabiliyor
Günümüz toplumunda çoğu insanın sevmediği veya görünüşlerinde değiştirmek istediği birkaç şeye sahip olmasının oldukça normal olduğunu söyleyen Dr. Dilek Sarıkaya, “Birçoğu için bu durum liposuction, rinoplasti veya meme büyütme gibi cerrahi bir prosedür aramak ya da botox, dolgu gibi cerrahi dışı kozmetik işlemleri yaptırmak anlamına gelebilir. Ancak kafalarındaki mükemmellik resmini hiçbir estetik ameliyatın tatmin etmeyeceği ya da eşitleyemeyeceği bazı kişiler vardır. Bu, bir bağımlılığın gelişebildiği noktadır. Estetik bağımlılığı, bir takım cerrahi ya da cerrahi dışı girişimler ile kişinin görünümünü sürekli olarak değiştirmeye yönelik psikolojik zorlamalarla karakterize davranışsal bir bağımlılıktır. Bu bağımlılık, birinin birden fazla operasyona binlerce lira harcamasına neden olabilir ve bunların hepsi nihayetinde onları daha mutlu etmeyebilir.” dedi.
 

Bağımlılık ilk ve olumlu deneyimle başlıyor

Dr. Dilek Sarıkaya, estetik cerrahi isteğinin genellikle insanların nasıl göründükleri konusunda hissettikleri güvensizlikten kaynaklandığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Bu, herkesin zaman zaman yaşayabileceği normal bir duygu. Ancak güvensizlik takıntılı hale geldiğinde ve estetik cerrahi bir insanın hayatının merkezi haline geldiğinde ciddi bir sorun ortaya çıkabilir. Her bağımlılıkta olduğu gibi estetik bağımlılığı da ilk ve olumlu bir deneyimle başlar. Bedenine dair olumsuz inançlara sahip biri, ilk ameliyatından sonra görünüşü hakkında daha iyi hissettiğinde başka bir kusuru düzeltmek için yeni bir estetik işleme karar verebiliyor. Estetik işlemler olumsuz benlik algısına  geçici bir çözüm olur olmaz, kişi yeni bir estetik işlemi yaptırma isteği   duyabiliyor. Hatta bazı estetik cerrahi bağımlıları, hayran oldukları bir ünlü gibi görünmek için kendilerini değiştirmeye çalışıyorlar. Sonunda kişi hayatını yaklaşan operasyonlar etrafında yapılandırmaya ve benlik saygısının kaynağı olarak estetik işlemlere güvenmeye başlıyor.”
 

Beden algı bozukluğu da etkili oluyor

Dismorfik olarak da adlandırılan beden algı bozukluğunun estetik bağımlılığı ile birlikte görülebilen bir bozukluk olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Sarıkaya, “Araştırmalar, beden algı bozukluğuna genel nüfusun yüzde 2-5’inde rastlandığını, plastik cerrahi hastalarında ise bu durumun 15 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Bu, daha önce estetik operasyon geçirmiş birinin psikolojik bir sorunu olduğu anlamına gelmez ancak çoğu durumda beden algı bozukluğunun estetik bağımlılığına katkıda bulunması muhtemeldir. Beden algı bozukluğu, kişinin görünüşündeki gerçek veya hayali kusurları saplantı haline getirmesine neden olan bir durumdur.” ifadelerini kullandı.
 
Hem erkekleri hem kadınları etkiliyor
Beden algısı bozukluğunun hem erkekleri hem de kadınları etkilediğini ifade eden Dr. Dilek Sarıkaya, “Beden algı bozukluğundan muzdarip bir kişi, her gün görünüşünü düşünerek veya aynada kendine bakarak saatler geçirebilir. Bu genellikle bir kişinin gençlik yıllarında ve erken yetişkinlik döneminde başlıyor. Bozukluk, kişinin sosyal yaşamını da olumsuz yönde etkiliyor. Kişinin kendisini kusurlu hissetmesi, sosyal izolasyona ve kaçınma davranışlarına yol açabiliyor. Beden algı bozukluğuna obsesif kompulsif bozukluk, tik bozukluğu, saç yolma ve deri yolma bozukluğu da eşlik etmesi olasıdır. Beden algı bozukluğunun uzun süre tedavisiz kalması halinde tabloya depresyon da eşlik edebiliyor. Tekrarlayan estetik işlemler nedeni ile ağrı kesici ve sakinleştirici ilaçların kötüye kullanımı ya da bağımlılığı ortaya çıkabiliyor.” dedi.
 
Depresyona ve intihara yol açabiliyor
Kişinin benlik saygısı kaynağı olarak plastik cerrahiye ve estetik girişimlere güvenmeye başladığında bu tür estetik prosedürleri takip etmeyi bırakamayabileceğini belirten Dr. Dilek Sarıkaya, “Bu girişimlerden sonra mükemmel beden ölçülerine, mükemmel çene, dudaklar ya da göğüslere sahip olacağına dair abartılı fikirlere sahip olabiliyorlar. Cerrahlar onları ameliyat etmeyi reddetse bile daha riskli ameliyatlar yapması için daha az kalifiye doktorları bulabiliyorlar. Yapılan işlemlerin sonuçlarından memnun olmadıklarında da kendileri hakkında daha da kötü hissedip daha da fazla prosedür arayabiliyorlar. Bu kısır döngü de beden algı bozukluğunun daha şiddetlenmesine ve tedavisiz kalmasına neden olabiliyor. Bir süre sonra depresyon tablosunun eklenmesine ve intihar girişimlerine yol açabiliyor.” ifadelerini kullandı.
 
Tablo ağırsa klinik yatışı gerekebilir
Psikiyatri Uzmanı Dr. Dilek Sarıkaya, öncelikle kişinin yineleyen estetik girişim yaptırma davranışının altında yatan psikiyatrik sorunların ne olduğu tespit edilmesi ve soruna yönelik tedavi stratejilerinin belirlenmesi gerektiğini belirtti ve sözlerini şöyle tamamladı: “Estetik girişimlerin uygulanmasına devam edilmesi çözüm değil aksine sorunun devamına ve şiddetlenmesine yol açacaktır. Bu nedenle estetik girişimlerin uygulanmasına son verilmeli. Psikiyatrik değerlendirme sonrasında beden algı bozukluğu, diğer bağımlılıklar, obsesif kompulsif bozukluk veya depresyon tablosunun saptanması halinde psikofarmakolojik ilaç tedavileri ve psikoterapi uygulamaları gerekecektir. Bilişsel davranışçı terapi, özellikle iyileşme sürecindeki kişilerin beden algı bozukluğunun, bağımlılıklarına nasıl yol açtığını daha iyi anlamalarına ve bozukluğa eşlik eden takıntılı düşük benlik saygısının üstesinden gelmelerine yardımcı olabilir. Tablonun ağır olduğu olgularda klinik yatışı da gerekebilir. Bu süreçte aile ve sosyal çevrenin desteği oldukça önemli. Estetik girişimleri uygulayan sağlık profesyonellerinin de bu konuda dikkatli olmaları, estetik bağımlılığından şüphelendikleri olguları mutlaka bir ruh sağlığı profesyoneline yönlendirmeleri tablonun tespiti ve uygun tedavinin planlanmasında hayati öneme sahiptir.”

üsküdar üniversitesi estetik operasyon estetik bağımlısı beden algısı bozukluğu estetik takıntısı